advertisement

Türk di̇li̇nde yapim ekleri̇ signed

50 %
50 %
advertisement
Information about Türk di̇li̇nde yapim ekleri̇ signed
Education

Published on February 21, 2014

Author: yukselgoknel77

Source: slideshare.net

Description

TURKISH DERIVATIONAL SUFFIXES and their ENGLISH EQUIVALENTS by YUKSEL GOKNEL
advertisement

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ TURKISH DERIVATIONAL SUFFIXES and their ENGLISH EQUIVALENTS YÜKSEL GÖKNEL 2014 Yüksel Göknel

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ 2

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ 3

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ VE BUNLARIN İNGİLİZCE KARŞILIKLARI Türkçedeki yapım ekleri, başka dillerde olduğu gibi, morfemlerden oluşmuştur. Ancak Türkçenin sözel yapısı, tüm bağımlı morfemlerin bağımsız morfemlerin son hecelerindeki ünlülere ve aynı zamanda bu hecelerin son ünsüzlerine uyumlu olmasını gerektirir. Bu allomorflar Türkçenin ses düzeni tarafından üretildikleri için yapım eklerinin anlamlarını değiştirmezler. Örneğin [Cİ] morfeminin [ci, cı, cü, cu, çi, çı, çü, çu] biçimlerinde ses düzeni tarafından üretilebilen sekiz allomorfu vardır. Bu sekiz alomoftan hiçbiri [Cİ] morfeminin anlamını etkileyip değiştirmez. Sadece bu morfemin fonemlerinin Türkçenin ünlü ve ünsüz uyumuna göre yeniden seslendirilmesini (dillendirilmesini) sağlarlar. Kısaca özetlersek bu sekiz allomorfun sekizi de aynı anlamı taşır. Yani [ci, cı, cü, cu, çi, çı, çü, çu] eklerinin hepsi aynı anlama gelir. Türkçede mantıksal, anlamsal ve sözel yapılar birbirinden bağımsız fakat eşzamanlı biçimde çalışarak beraberce sözcükler ve tümceler üretirler. Sözel yapı farklı üretilip farklı işitilse de anlamsal yapıyı içinde barındırır. Yapım ekleri eklendikleri sözcüklere çeşitli kavramlar ekleyerek bunları, örneğin, isimse fiile, fiilse isme, v.b. dönüştürürler. Türkçede kullanılan yapım eklerinin ve bunların allomorflarının kısa bir özeti aşağıdadır: AD KÖKLERİNE EKLENİP AD GÖVDELERİ ÜRETEN EKLER [Cİ] allomorfları: ♫ [ci, cı, cü, cu, çi, çı, çü, çu] peynir-ci (cheese seller), posta-cı (postman), üzüm-cü (grapes seller), turşu-cu (pickles seller), sepet-çi (basket maker), balık-çı (fisherman), süt-çü (milkman), ok-çu (archer), aş-çı (cook), kale-ci (goal-keeper), kahve-ci (coffee seller), saat-çi (watch repairer or seller), mobilya-cı (furniture seller), kaçak-çı (smuggler), musluk-çu (plumber), yaban-cı (foreigner), çiçek-çi (florist), yol-cu (traveler), sanat-çı (artist), göz-cü (watch, watchman), söz-cü (spokesman), politika-cı (politician), milliyet-çi (nationalist), diş-çi (dentist), kira-cı (tenant), şarkı-cı (singer), börek-çi (someone who sells pies), boyacı (painter), demir-ci (blacksmith), halter-ci (weight lifter). 4

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ [LİK] allomorfları: ♫ [lik, lık, lük, luk] meyve-lik (a bowl where fruit is kept), kitap-lık (bookcase), göz-lük (eye-glasses), odun-luk (a place where firewood is kept), ağız-lık (cigarette holder), kulak-lık (headphones), çaydan-lık (tea pot), mezar-lık (grave-yard), şeker-lik (a bowl in which candies are kept), çokevli-lik (polygamy), tuz-luk (saltshaker), çocuk-luk (childhood), maskara-lık (farce, foolery), soytarı-lık (clowning), dost-luk (friendship), düşman-lık (enmity), gece-lik (pajamas, nightgown), ön-lük (apron), güven-lik (safety), anne-lik (motherhood), evlat-lık (adopted child), kahraman-lık (heroism). [Cİ-LİK] allomorfları: ♫ [ci.lik, cı.lık, cü.lük, cu.luk, çi.lik, çı.lık, çü.lük, çu.luk] av-cı.lık (hunting), meyve-ci.lik (selling fruit), ön-cü.lük (leadership), yol-cu-luk (traveling), aş-çı.lık (cooking), fal-cı.lık (fortune telling), tefe-ci.lik (usury), çiçek-çi.lik (selling flowers), çif-çi.lik (farming), hava-cı.lık (aviation), balık-çı.lık (fishing), kaçak-çı.lık (smuggling), çöp-çü.lük (scavenge) [CİK] allomorfları: ♫ [cik, cık, cük, cuk, çik, çık, çük, çuk] ev-cik (small house), kapı-cık (small door), köprü-cük (small bridge), kutu-cuk (small box), eşek-çik (small donkey), ağaç-çık (small tree), kadın-cık (little woman), tosun-cuk (big and healthy newborn baby). [CE.ĞIZ] allomorfları: ♫ [ce.ğiz, ca.ğız, çe.ğiz, ça.ğız] kedi-ce.ğiz (innocent cat), kız-ca.ğız (innocent girl), hayvan-ca.ğız (innocent animal), köpek-çe.ğiz (innocent dog), kuş-çağız (innocent bird). [CE] allomorfları: ♫ [ce, ca, çe, ça] İngiliz-ce (English), Alman-ca (German), Türk-çe (Turkish), Rus-ça (Rus-sian), İspanyol-ca (Spanish), Japon-ca (Japanese), Çin-ce (Chinese), Arap-ça (Arabic), Fransız-ca (French), İtalyan-ca (Italian), Rum-ca (Greek). 5

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ AD KÖKLERİNE EKLENİP SIFAT GÖVDELERİ ÜRETEN EKLER [CİL] allomorfları: ♫ [cil, cıl, cül, cul, çil, çıl, çül, çul] ev-cil (domestic), insan-cıl (humane), ben-cil (selfish), ot-çul (herbivorous) [Lİ] allomorfları: ♫ [li, lı, lü, lu] ev-li (married), çocuk-lu (with children), şemsiye-li (with an umbrella), bahçe-li ev (house with a garden), şiyah ceket-li adam (the man in a black coat), kırmızı-lı kadın (the woman in red), görgülü (having good manners, polite), çiçek-li ağaç (a tree in blossom), yağmur-lu (rainy), kar-lı (snowy), sis-li (foggy, misty), güneş-li (sunny), bulut-lu (cloudy), tuz-lu (salty), at-lı (man on horseback), istek-li (willing), becerik-li (skillful), çamur-lu (muddy), hesap-lı (economical), saygı-lı (respectful), suç-lu (criminal), hata:-lı (faulty), tat-lı (sweet), mayo-lu (in a bathing suit), süt-lü (with milk, milky), paha-lı (expensive), taş kafa-lı (stone headed), Adana-lı (from Adana), sürek-li (continuous), hiddet-li (outrageous), kıl-lı (hairy), bilinç-li (intentional, conscious), zarar-lı (harmful), tehlike-li (dangerous), şüphe-li (suspi-cious, suspect), yer-li (native), iki bacak-lı (two legged), kanat-lı (winged), kaygı-lı (anxious), umut-lu (hopeful), gerek-li (necessary), yetenek-li (tal-ented), bağım-lı (addicted, dependent), silah-lı (armed), renk-li (colored), kâr-lı (profitable), zehir-li (poisonous), denge-li (balanced), neşe-li (joyful), kusur-lu (faulty), gürültü-lü (noisy), değer-li (precious), gerek-li (necessary), düşünce-li (thoughtful), yürek-li (brave), ayrıntı-lı (detailed, in detail), sorum-lu (responsible), mantık-lı (rational), güç-lü (strong), örtü-lü (covered), his-li (sensitive), hırs-lı (ambitious), hız-lı (fast), tertip-li (tidy), tuz-lu (salty), buz-lu (icy), çamur-lu (muddy), kir-li (dirty), pasak-lı (untidy), korku-lu (frightening, scary), hak-lı (right, fair), kasıt-lı (intentional), hesap-lı (economical), meme-li (mammal), tecrübe-li, deneyim-li (experienced), falso-lu (erroneous), kasvet-li (gloomy, doleful), kuşku-lu (dubious, suspicious), onur-lu, gurur-lu (proud), dayanıklı (durable), dikkat-li (careful), becerik-li (skillful), yama-lı (patchy), dokunak-lı (pungent), görev-li (on duty), yarar-lı (useful), karar-lı (firm, determined), görkem-li (magnificent), şatafat-lı (pompous), akıl-lı (intelligent), rahmet-li (deceased), yaş-lı (aged) dert-li (in 6

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ trouble, miserable), şeker-li (sweet), su-lu (saucy), fayda-lı (useful), gizem-li (mysterious), korku-lu (frightening, horrifying), duygu-lu (emotional, sensitive), heyecan-lı (exciting, nervous), tertip-li (tidy), ileri görüş-lü (foreseeing), huzur-lu (peaceful), keyif-li (cheerful), yetki-li (authorized), bağlantı-lı (related, agglutinative), boya-lı (painted), cila-lı (ci*-lâ:*lı) (finished, varnished), cilt-li (hardback), yay-lı (with springs), ayrıntı-lı (detailed, in detail), ölçü-lü (restrained), güç-lü (strong), tür-lü tür-lü (all sorts of), besbel-li (obvious), isabet-li (i*sa:*bet*li) (right, to the purpose), geçer-li (valid), başarı-lı (successful), inanç-lı (believer), direnç-li (resistive), kanıt-lı (proven, supported by evidence), yün-lü (woollen), pamuk-lu (cotton), ateş-li (fiery, zealous), çizgi-li (lined, striped), yıldız-lı (starry, starlit), boya-lı (painted), kıyma-lı börek (mince pie), güneş-li (sunny), toz-lu (dusty), ağaç-lı (wooded), çiçek-li (flowered), desen-li (patterned, figured), yaldız-lı (gilded), süs-lü (ornamented), kıymet-li (precious, valuable), kuyruk-lu (tailed), zahmet-li (difficult, hard), temkin-li (cautious). [SİZ] allomorfları: ♫ [siz, sız, süz, suz] korku-suz (fearless), istek-siz (unwilling), yağmur-suz (rainless), ağaç-sız (treeless), defo-suz (flawless), uyku-suz (sleepless), bilinç-siz (unconscious), karar-sız (hesitant), sorum-suz (irresponsible), dikkat-siz (careless), amaç-sız (aimless), kalp-siz (heartless), yürek-siz (timid), neşe-siz (neş*e*siz) (sad), ümit-siz, umut-suz (desperate, hopeless), taban-sız (timid), saygı-sız (disrespectful), mantık-sız (irrational), temel-siz (unsound, baseless), renk-siz (colorless), gerek-siz (unnecessary), bağım-sız (independent), perva:-sız (reckless), kafa-sız (stupid), sevgi-siz (loveless), terbiyesiz (impolite, rude), görgü-süz (impolite), becerik-siz (incompetent), imkân-sız (impossible), değer-siz (worthless), ses-siz (silent), şeker-siz (without sugar), gerek-siz (unnecessary), düşünce-siz (thoughtless), sorum-suz (irresponsible), mesnet-siz (baseless), tasa-sız (carefree), ahlâk-sız (immoral), yüz-süz (impudent), huy-suz (perverse), akıl-sız (foolish), dayanak-sız (baseless), dayanık-sız (not durable), duygu-suz (senseless), kusur-suz (faultless), ta:lihsiz (unfortunate), kıymet-siz (worthless), tehlike-siz (safe), tat-sız (tasteless), haya-sız (shameless, impudent), tertip-siz (untidy), yarar-sız (useless), tutar-sız. (inconsistent), amaç-sız (aimless), de- 7

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ ğer-siz (worthless), zarar-sız (harmless), koku-suz (odorless), neden-siz (causeless), acıma-sız (merciless), taraf-sız (impartial), yetenek-siz (incompetent), suç-suz (innocent), denge-siz (unbalanced), keyif-siz (low-spirited), kaygı-sız (indifferent), tasa-sız (carefree), deneyim-siz (inexperienced), kuşku-suz (without doubt), uygun-suz (inappropriate), surat-sız (sour faced), denge-siz (unbalanced), kontrol-suz (uncontrolled), kıymet-siz (worthless), anlamsız (insignificant, nonsense), eğitim-siz (uneducated), bilgi-siz (ignorant), inanç-sız (faithless), huzur-suz (fidgety), annes-siz (motherless), leke-siz (stainless), kaygı-sız (without anxiety), denge-siz (unbalanced), uyum-suz (unharmonious). [SEL] allomorfları: ♫ [sel, sal] bilim-sel (scientific), evren-sel (universal), deney-sel (experimental, empir-ical), yüzey-sel (superficial), duygu-sal (emotional, sensational), sanat-sal (artistic), yapı-sal (structural), gelenek-sel (traditional), düşün-sel (mental), tarih-sel (historical), tarihî (historic), kavram-sal (conceptual), kimya-sal (chemical), fizik-sel (physical), anıt-sal (monumental), yaşam-sal (vital), din-sel (religious), ulus-sal (u*lu*sal) (national), çevre-sel (environmental), kalıt-sal (hereditary), onur-sal (honorary), bitki-sel (herbal), hayvan-sal (zoological), tarım-sal (agricultural), us-sal (us*sal) (mental, rational), tanrı-sal (divine, celestial), yörünge-sel (orbital), kurum-sal (institutional, corporate), kamu-sal (public), küre-sel (global, spherical), kır-sal (rural), örgüt-sel (organizational), toplumsal (social, common), belge-sel (documental), kurgu-sal (fictional), ruh-sal (psychological), beden-sel (corporal), birey-sel (individual), algı-sal (perceptual), sayı-sal (numerical, digital), simge-sel (symbolic). SIFAT KÖKLERİNE EKLENİP AD GÖVDELERİ ÜRETEN EKLER [LİK] allomorfları: ♫ [lik, lık, lük, luk] iyi-lik (favor), sıcak-lık (temperature), özgür-lük (freedom), uzunluk (length), geniş-lik (width), güzel-lik (beauty), çirkin-lik (ugliness), dürüst-lük (honesty), aptal-lık (stupidity), sessiz-lik (silence), evli-lik (marriage), bayağı-lık (meanness), iyimser-lik (optimism), kötümser-lik (pessimism), uşak-lık (servitude), yalnız- 8

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ lık (loneliness), misafirsever-lik (hospitality), kahraman-lık (heroism), vatansever-lik (patriotism), kaba-lık (rudeness), duygusal-lık (sensitivity), dost-luk (frienship), kepaze-lik (scandal), üret-ken-lik (productivity), küresel-lik (globalism), aşağılık kompleksi (inferiority complex), arsız-lık (impudence), geveze-lik (chattering), düşüncesiz-lik (inconsiderateness), mutsuz-luk (unhappiness), aç-lık (hunger, starvation), güç-lük (difficulty), saydam-lık (transparency), utangaç-lık (shyness), uzak-lık (distance), yakın-lık (closeness, sympathy), küstah-lık (insolence), kurak-lık (drought), ürkek-lik (shyness), sersem-lik (dizziness), hovarda-lık (debauchery), alışkan-lık (addiction), yüksek-lik (height), derin-lik (depth), kırmızı-lık (redness), kötü-lük (wickedness, evil), kurnaz-lık (craftiness), dürüst-lük (honesty), karamsar-lık (moodiness), kolay-lık (ease, facility), tembel-lik (lazyness), kira-lık (ki*ra:*lık) (to let, for hire) özel-lik (speciality), özgün-lük (originality, genuineness), kararsız-lık (hesitation, uncertainty, instability, inconsistency), bol-luk (abundance), süreklilik (continuity), kararlı-lık (determination, avare-lik (a:*va:*re*lik) (idleness), yüzeysel-lik (shallowness, superficiality), kıt-lık (famine), sarkın-tı-lık (molestation), kibar-lık (kindness, politeness), dayanıklı-lık (durability), boş-luk (emptiness), yok-luk (poverty, absence, nonexistence), yaşlı-lık (agedness), sorumlu-luk (responsibility), sorumsuz-luk (irresponsibility), gayretkeş-lik (zeal), vurdumduymaz-lık (callousness), tutarsız-lık (inconsistency), delilik (madness), bilgisiz-lik (cahil-lik) (ignorance), benzer-lik (resemblance), karamsar-lık (moodiness), güzel-lik (beauty), kızgınlık (anger), bağışık-lık (immunity), düşman-lık (enmity, hostility), budala-lık, ahmak-lık (stupidity, idiocy) FİİL KÖKLERİNE EKLENİP AD GÖVDELERİ ÜRETEN EKLER [İ] allomorfları: ♫ [i, ı, ü, u] diz-i (di*zi) (string, chain, serial, sequence ), yaz-ı (ya*zı) (script, text), ölç-ü (öl*çü) (measurement, size), koş-u (ko*şu) (run), duy-u (du*yu) (sense), gez-i (ge*zi) (trip), aç-ı (a*çı) (angle), yap-ı (ya*pı) (building), tak-ı (ta*kı) (jewelry, jewels), dürt-ü (dür*tü) (stimulus), tart-ı (tar*tı) (scales), art-ı (ar*tı) (plus), başar-ı (ba*şa*rı) (success), kork-u (kor*ku) (fear), sor-u (so*ru) (question), ört-ü (ör*tü) (any 9

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ cloth covering), çat-ı (ça*tı) (framework), yet-i (ye*ti) (mental power, faculty), yat-ı (ya*tı) (overnight stay), öl-ü (ö*lü) (corpse), göm-ü (gö*mü) (treasure), kok-u (ko-ku) (scent, smell, aroma, perfume), böl-ü (bö*lü) (slash mark), dinlet-i (concert), güldür-ü (comedy) doğ-u (do*ğu) (east), bat-ı (ba*tı) (west), çarp-ı (cross, times), böl-ü (bö*lü) [İM] allomorfları: ♫ [im, ım, üm, um, em, am] seç-im (se*çim) (election), al-ım (a*lım) (purchase), öl-üm (ö*lüm) (death), yık-ım (yı*kım) (disaster, demolition), yut-um (yu*dum) (gulp), ek-im (e*kim) (October), ak-ım (a*kım) (current), üret-im (ü*re*tim) (production), geliş-im (ge*li*şim) (improvement), karış-ım (ka*rı*şım) (mixture), dönüş-üm (dö*nü*şüm) (transformation), çekim (çe*kim) (attraction), geril-im (ge*ri*lim) (tension), tasar-ım (ta*sa*rım) (plan, design), kavra-am (kav*ram) (concept), denkle-em (denk*lem) (equation), ekle-em (ek*lem) (joint), tüket-im (tü*ke*tim) (consumption), yaklaş-ım (yak*la*şım) (approach), benzeş-im (ben*ze*şim) (similarity, resemblance), iletiş-im (i*le*ti*şim) (communication), biliş-im (bi*li*şim) (informatics), de/y/-im (de*yim) (expression, idiom), say-ım (sa*yım) (census), giy-im (gi*yim) (clothing), çöz-üm (çö*züm) (solution), kıy-ım (kı*yım) (massacre), açıl-ım (a*çı*lım) (expansion), yatır-ım (ya*tı*rım) (investment), alım, sat-ım (a*lım, sa*tım) (buying and selling, trade, commerce), giyim (gi*yim) (attire), salk-ım (sal*kım) (bunch), bir salkım üzüm (a bunch of grapes), uy-um (u*yum) (accordance). dön-em (dö*nem) (period), yaşa-am (ya*şam) (life), anla-am (an*lam) (meaning), devin-im (de*vi*nim) (movement), dene-/y/im (de*ne*yim) (experience), gözle-em (göz*lem) (observation), söyle-em (söy*lem) (expression), geç-im (ge*çim) (living), çiz-im (çi*zim) (drawing, design), çal-ım (ça*lım) (feint), al-ım (a*lım) (purchase), sür-üm (sale), yatır-ım (ya*tı*rım) (investment), yalıt-ım (ya*lı*tım) (insulation). Önemli not: Türkçenin sözel yapısı, anlam yüklü morfem ya da allomorfları hecelere ayırırken, bunlardan altları tek çizgilerle işaretlenmiş olan son ünsüzleri morfemlerinden ayırıp izleyen morfem ya da allomorfların ilk ünlüleriyle birleştirir. Bu işlemin yanı sıra, morfem ya da allomorflar bir ünlü ile sonlanıyorsa ve izleyen allomorf aynı ünlü 10

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ ile başlıyorsa bu iki özdeş ünlü sözel yapı tarafından birleştirilerek tek ünlüye indirgenir. Özdeş ünlüler kalın siyah harflerle belirtilmiştir: [İK] allomorfları: ♫ [ik, ık, ük, uk, ek, ak] del-ik (de*lik) (hole), art-ık (ar*tık) (left over), öksür-ük (ök*sü*rük) (cough tükür-ük (tü*kü*rük) (spit, saliva), aksır-ık (ak*sı*rık) (sneeze), bulaş-ık (bu*la*şık) (dirty dishes), kayna-ak (kay*nak) (source, spring, origin), belle-ek (bel*lek) (memory), tara-ak (ta*rak) (comb), yama-ak (ya*mak) (appren-tice), döşe-ek (dö*şek) (mattress), kapa-ak (ka*pak) (lid), eş-ik (e*şik) (threshold), dene-ek (de*nek) (experimental subject, object, or animal), tekerle-ek (te*ker*lek) (wheel), kay-ık (ka*yık) (boat), bat-ık (ba*tık) (submerged), çiz-ik (çi*zik) (scratch), çatla-ak (çat*lak) (crack) [EK] allomorfları: ♫ [ek, ak] Tapın-ak (ta*pı*nak) (temple), kay-ak (ka*yak) (ski), saç-ak (sa*çak) (fringe), uç-ak (u*çak) (airplane), yat-ak (ya*tak) (bed), kaç-ak (ka*çak) (escaped), dayan-ak (da*ya*nak) (support), kes-ek (ke*sek) (a lump of earth), ölç-ek (öl*çek) (scale), ben-ek (be*nek) (spot), dön-ek (dö*nek) (someone whom you cannot trust, incredulous), yan-ak (ya*nak) (cheek), düzen-ek (dü*ze*nek) (mechanism), gevşe-ek (loose), kayna-ak (source) [Gİ] allomorfları: ♫ [gi, gı, gü, gu, ki, kı, kü, ku] sev-gi (love, affection); çal-gı (music instrument); sür-gü (bolt); sorgu (interrogation); bas-kı (pressure); as-kı (hanger); ör-gü (knitting); gör-gü (good manners); dol-gu (filling); ver-gi (tax); et-ki (impression); sar-gı (ban-dage); ser-gi (exhibition); ez-gi (melody); say-gı (respect); yanıl-gı (mis-take); vur-gu (accent, stress); kur-gu (abstract thought, speculation); yer-gi (satire); der-gi (periodical, magazine); yar-gı (judgment); yaz-gı (fate, destiny); ol-gu (fact); duy-gu (sensation); iç-ki (alcoholic beverage, drink); at-kı (scarf); etki (impression, stimulus); kat-kı (aid, help, additive); gör-gü (experience, good manners); kork-ku (fright) (The double underlined "k" drops.); yet-ki (authority); coş-ku (excitement); tep-ki (response, reaction); al-gı (perception); sal-gı (secretion); kes-ki (chisel); tut-ku (ambition, passion); sez-gi (intuition); çiz-gi (line); 11

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ diz-gi (composition, string); bit-ki (plant); finding). bul-gu (discovery, [EÇ] allomorfları: ♫ [eç, aç] sür-eç (sü*reç) (process, procedure), tık-aç (tı*kaç) (plug, wag, stoppage), deme-eç (de*meç) (statement), sark-aç (sar*kaç) (pendulum), ayır-aç (ay*raç) (bracket) [EY] allomorfları: ♫ [ey, ay] dene-ey (de*ney) (experiment), yap-ay (ya*pay) (artificial), ol-ay (o*lay) (event), düş-ey (dü*şey) (vertical), yat-ay (ya*tay) (horizontal), yüz-ey (yü*zey) (surface), uza-ay (u*zay) (space). [İ.Cİ] allomorfları: ♫ [i.ci, ı.cı, ü.cü, u.cu] Dinle-/y/i.ci (din*le*yi*ci) (listener), sat-ı.cı (sa*tı*cı) (seller), yüzü.cü (yü*zü*cü) (swimmer), koş-u.cu (ko*şu*cu) (runner), böl-ü.cü (bö*lü*cü) (separatist), tara-/y/ı.cı (ta*ra*yı*cı) (scanner), al-ı.cı (a*lı*cı) (receiver), bak-ı.cı (ba*kı*cı) (companion), bebek bakıcısı (baby sitter), tut-u.cu (tu*tu*cu) (conservative), kal-ı.cı (ka*lı*cı) (lasting, durable) (adj), yaz-ı.cı (ya*zı*cı) (printer), doyur-u.cu (do*yu*ru*cu) (satisfactory) (adj), inandır-ı.cı (i*nan*dı*rı*cı) (persuasive) (adj), öldür-ü.cü (öl*dü*rü*cü) (adj) (deadly, fatal). If a verb ends with vowel, and the allomorph starts with a different vowel, the /y/ glide is inserted between these vowels by the oral sequence. [E.CEK] allomorfları: ♫ [e.cek, a.cak] sil-e.cek (si*le*cek) (wiper), gel-e.cek (ge*le*cek) (future), aça.cak (a*ça*cak) (opener), çek-e.cek (çe*ke*cek) (shoehorn), yak-a.cak (ya*ka*cak) (fuel). [MEK] allomorfları: ♫ [mek, mak] ye-mek (meal), çak-mak (lighter), ek-mek (bread), kay-mak (cream) [ME] allomorfları: ♫ [me, ma] 12

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ dondur-ma (ice cream), dol-ma (green peppers, eggplants or marrows stuffed with mince, rice, etc.), kavur-ma (fried pieces of meat), haşla-ma (boiled meat), dene-me (essay), döv-me (tattoo), as-ma (vine), kaz-ma (pickax), aydınlan-ma (enlightenment). kıy-ma (kıy*ma) (minced meat), in-me (in*me) (stroke), bas-ma (bas*ma) (printed cloth), yüz-me (yüz*me) [İK] allomorfları: ♫ [ik, ık, ük, uk, ek, ak] kes-ik (ke*sik) (cut), çık-ık (çı*kık) (dislocated joint), yar-ık (ya*rık) (slash), çiz-ik (çi*zik) (scratch), çürü-ük (çü*rük) (decay), sar-ık (sa*rık) (turban), kaz-ık (ka*zık) (stake, unreasonably expensive), yırt-ık (yır*tık) (tear), del-ik (de*lik) (hole) ele-ek (e*lek) (sieve), adaak (a*dak) (oblation), kay-ak (ka*yak) (ski). [CE] allomorfları: ♫ [ce, ca] düşün-ce (dü*şün*ce) (thought), eğlen-ce (eğ*len*ce) (entertainment), bil-me-ce (bil*me*ce) (riddle, word puzzle), düzmece (düz*me*ce) (lie, fake), çekme-ce (çek*me*ce) (drawer), gülme-ce (gül*me*ce) (comedy) [İN.Tİ] allomorfları: ♫ [in.ti, ın.tı, ün.tü, un.tu, en.ti, an.tı] ak-ın.tı (a*kın*tı) (current), al-ın.tı (a*lın*tı) (quotation), bağla-an.tı (bağ*-lan*tı) (connection, link), bekle-en.ti (bek*len*ti) (expectation), bula-an.tı (bu*lan*tı) (qualm), bul-un.tu (bu*lun*tu), (antique), çarpın.tı (çar*pın*tı) (palpitation), çık-ın.tı (çı*kın*tı) (bulge) çök-ün.tü (çö*kün*tü) (collapse), dök-ün.tü (dö*kün*tü) (rubbish, rash), ekleen.ti (ek*len*ti) (addition), es-in.ti (e*sin*ti) (breeze), gez-in.ti (ge*zin*ti) (tour, walk), gir-in.ti (gi*rin*ti) (dent), gör-ün.tü (gö*rün*tü) (image), il-in.ti (i*lin*ti) (relation), kal-ın.tı (ka*-lın*tı) (remnant), kaşı-ın.tı (ka*şın*tı) (itching), kaz-ın.tı (ka*zın*tı) (scrapings), kes-in.ti (ke*sin*ti) (subtraction, stoppage, interruption), kırın.tı (kı*rın*tı) (crumb), kur-un.tu (ku*run*tu) (unfounded suspicion), rastla-an.tı (ras*lan*tı) (coincidence), salla-an.tı (sal*lan*tı) (quake), sık-ın.tı (sı*kın*tı) (boredom), sız-ın.tı (sı*zın*tı) (leakage), tak-ın.tı (ta*kın*tı) (fixation, obsession), söyle-en.ti (söy*len*ti) (rumor), toplaan.tı (top*lan*tı) (meeting), sapla-an.tı (sap*lan*tı) (obsession), bağlaan.tı (connection, link). 13

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ [İŞ] allomorfları: ♫ [iş, ış, üş, uş] ak-ış (a*kış) (fluency), al-ış ver-iş (a*lış / ve*riş) (shopping), anla/y/ış (an*la*yış) (understanding, sympathy), bak-ış (ba*kış) (look, looking) , at-ış (a*tış), (gunfire, throw, round), bekle-/y/iş (bek*le*yiş) (waiting), benze-/y/iş (ben*ze*yiş) (resemblance), bul-uş (bu*luş) (discovery), çık-ış (çı*kış) (exit, outlet), çök-üş (çö*küş) (collapse, fall), davran-ış (dav*ra*nış) (behavior), diren-iş (di*re*niş) (resistance, disobedience), diril-iş (di*ri*liş) (resurrection, revival), dizil-iş (di*zi*liş) (sequence), dokun-uş (do*ku*nuş) (touch), dönüş (dö*nüş) (return), dur-uş (du*ruş) (position), düş-üş (dü*şüş) (decline, downfall), gel-iş (ge*liş) (arrival, coming), gir-iş (gi*riş) (entry, entrance), git-iş (gi*diş) (going, departure), görün-üş (gö*rü*nüş) (appearance), gör-üş (gö*rüş) (view, opinion), gör-üş birliği (gö*rüş / bir*li*ği) (agreement, consensus), haykır-ış (hay*kı*rış) (scream), kaç-ış (ka*çış) escape, kapan-ış (ka*pa*nış) (closing, closure), kurtul-uş (kur*tu*luş) (liberation), kurul-uş (ku*ru*luş) (foundation), sat-ış (sa*tış) (sale), sür-üş (sü*rüş) (drive, driving), tüken-iş (tü*ke*niş) (exhaustion), yakar-ış (ya*ka*rış) (appeal), yalvar-ış (yal*va*rış) (beseeching), yüksel-iş (yük*se*liş) (rise, growth), yürü-/y/üş (yü*rü*yüş) (walk) FİİL KÖKLERİNE EKLENİP SIFAT GÖVDELERİ OLUŞTURAN EKLER [İ.Cİ] allomorfları: ♫ [i.ci, ı.cı, ü.cü, u.cu] del-i.ci (de*li*ci) (piercing), kal-ı.cı (ka*lı*cı) (lasting), sars-ı.cı (sar*sı*cı) (shocking), yarat-ı.cı (ya*ra*tı*cı) (creative), bulaş-ı.cı (bu*la*şı*cı) (con-tagious), şaşırt-ı.cı (şa*şır*tı*cı) (confusing), yak-ı.cı (ya*kı*cı) (burning), öğüt-ü.cü (ö*ğü*tü*cü) (grinding), tazele-/y/i.ci (ta*ze*le*yi*ci) (refreshing), it-i.ci (i*ti*ci) (repulsive), aldat-ı.cı (al*da*tı*cı) (deceptive), üz-ü.cü (ü*zü*-cü) (saddening), doyur-u.cu (do*yu*ru*cu) (satisfying), geç-ici (ge*çi*ci) (temporary), ez-i.ci çoğunluk (overwhelming majority), sık-ı.cı (sı*kı*cı) (boring), yık-ı.cı (yı*kı*cı) (destructive, devastating), koru-/y/u.cu (ko*ru*yu*cu) (protective), kır-ı.cı (kı*rı*cı) (injurious, unkind), yan-ı.cı (ya*nı*cı) (inflammable), üz-ü.cü (painful). [İK] allomorfları: ♫ [ik, ık, ük, uk, ek, ak] 14

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ aç-ık (a*çık) (open), kır-ık (kı*rık) (broken), bat-ık (ba*tık) (sunken), göç-ük (gö*çük) (collapsed), del-ik (de*lik) (pierced, hole), ez-ik (e*zik) (mashed), eğ-ik (e*ğik) (bent), çürü-ük (çü*rük) (decayed), art-ık (ar*tık) (left over), kaç-ık (ka*çık) (silly), çatla-ak (çat*lak) (crack), kaç-ak (ka*çak) (escaped) çek-ik (çe*kik) (slanting), çık-ık (çı*kık) (dislocated), ürk-ek (ür*kek) (timid, shy), kork-ak (kor*kak) (coward(ly), gevşe-ek (gev*şek) (loose) Not: Son heceler vurguludur. [KİN] allomorfları: ♫ [gin, gın, gün, gun, kin, kın, kün, kun] seç-kin (seç*kin) (exclusive, choice), kes-kin (sharp), şaş-kın (astonished), iliş-kin (concerning, connected), sus-kun (silent), pişkin (well done, impudent), et-kin (functional), ger-gin (tight), az-gın (fierce), düz-gün (smooth), ol-gun (ripe, mature), sol-gun (faded), yay-gın (common), bit-kin (discouraged, depressed, exhausted), yor-gun (tired), bas-kın (unexpected attack (noun), dominant), küskün (offended), geç-kin (overripe), dur-gun (stagnant), dol-gun (plump), öz-gün (original), say-gın (honorable), yay-gın (common, widespread), kız-gın (angry), bez-gin (wretched), uy-gun (suitable, convenient), üz-gün (sorry), et-kin (effective), yat-kın (inclined to do) [İR] allomorfları: ♫ [er, ar] çal-ar saat (ça*lar) (alarm clock), ak-ar su (running water), gül-er yüz (smiling face), koş-ar adım (running pace), uyu-ur gez-er (sleep walker). [EN] allomorfları: ♫ [en, an] koş-an (ko*şan) (running), sol-an (so*lan) (fading), çalş-an (ça*lı*şan) (working), yürü-/y/en (yü*rü*yen) (walking), konuş-an (ko*nu*şan) (talking), dilimle-/y/en (di*lim*le*yen) (slicing), kes-en (ke*sen) (cutting), öpüş-en (ö*pü*şen) (kissing), bekle-/y/en (bek*le*yen) (waiting), art-an (ar*tan) (increasing), geliş-en (ge*li*şen) (developing), dön-en (dö*nen) (turning, circling), gülümse-/y/en (gü*lüm*se*yen) (smiling), bağla-/y/an (bağ*la*yan) (tying, connecting), bitme-/y/en (bit*me*yen) (unending) 15

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ Not: Yukarıda verilen morfemler ve onların allomorfları basit tümcelerin belirten + belirtilen yapılarına dönüştürürken de kullanıldıkları için bunlar aynı zamanda birer çekim ekidir. [MİŞ] allomorfları: ♫ [miş, mış, müş, muş] sol-muş (faded), değiş-miş (changed), karış-mış (mixed), beyazlaş-mış (whitened), bağlan-mış (tied, connected), ertelen-miş (postponed), kızartıl-mış (fried), tasarlan-mış (planned), yıkan-mış (washed), geliştiril-miş (improved), düğüm-len-miş (knotted), aydınlan-mış (enlightened), zorlan-mış (forced), boşan-mış (divorced), unutul-muş (forgotten), örül-müş (knitted), kızar-mış (fried, reddened), üretil-miş (produced), bayıl-mış, (fainted), unutulmamış (unforgotten), kayna-mış (boiled), don-muş (frozen), geliş-miş (developed), değiş-miş (modified), kokuş-muş (foul). Not: [MİŞ] morfeminin allomorfları vurgulu söylenir. Bu morfemin allomorfları Miş'li Geçmiş fiil gruplarında kullanıldıklarında çekim eki olurlar. [SEL] allomorfları: ♫ [sel, sal] gör-sel (visual), uy-sal (complaisant), düşün-sel (mental), işit-sel (audial) AD KÖKLERİNE EKLENİP FİİL GÖVDELERİ OLUŞTURAN EKLER. [LE] allomorfları: ♫ [le, la] el-le (el*le) (touch), bağ-la (bağ*la) (tie), baş-la (baş*la) (beğin, start), teker-le (te*ker*le) (roll), göz-le (göz*le) (observe), kutu-la (ku*tu*la) (put in boxes), damga-la (dam*ga*la) (stamp), tuz-la (tuz*la) (salt), leke-le (le*ke*-le) (stain), tekme-le (tek*me*le) (kick), sür-gü-le (sür*gü*le) (bolt), düzen-le (dü*zen*le) (arrange), yağ-la (yağ*la) (lubricate, oil), taş-la (taş*la) (throw stones), yel-le (yel*le) (fan), denge-le (den*ge*le) (balance), sergi-le (ser*-gi*le) (exhibit), bağış-la (forgive), su-la (water), kaşık-la (spoon into greedily), kazık-la (cheat), yargı-la (judge), kalbur-la (sift), ilaç-la (apply pesticide), ak-la (acquit), köstek-le (hamper), bes-le (feed), algı-la (detect), fırça-la (brush up), orta-la (centre), ezber-le (memorize), uygu-la (apply), ağır-la (show hospitality), av-la (hunt), bağ-la (tie, 16

TÜRK DİLİNDE YAPIM EKLERİ connect), suç-la (con-demn), yol-la (send), ateş-le (fire), belge-le (certify), kilit-le (lock), ter-le (perspire), çimdik-le (pinch), göz-le (observe), fiş-le (blacklist someone), iş-le (work), çaba-la (strive). ek-le (add), yük-le (load), iz-le (follow), giz-le (hide), ezber-le (memorize), mühür-le (seal), yargı-la (judge), sıra-la (put in order), gür-le (thunder, roll), çın-la (ring), ot-la (graze), kol-la (watch, protect), sol-la (overtake), oy-la (vote), omuz-la (shoulder), hiza-la (hi*za:*la) (align), parça-la (tear up), gaga-la (peck), düz-le (flatten), giz-le (hide) SIFAT KÖKLERİNE EKLENİP FİİL GÖVDELERİ YAPAN EKLER [İR] allomorfları: ♫ [ir, ır, er, ar] deli-ir (de*lir) (get mad), sarı-ar (sa*rar) (turn yellow), kara-ar (ka*rar) (blacken, darken, or get dark), mor-ar (mo*rar) (get, turn purple) [LEŞ] allomorfları: ♫ [leş, laş] güzel-leş (get beautiful), sık-laş (get oftener, get tighter), ağır-laş (get heavier), sağır-laş (get deaf), derin-leş (deepen, get deeper), kaba-laş (get ruder), yeşil-leş, yeşil-len (turn green). Some adjectives like “kırmızı” may be either “kırmızı-laş” or “kızar” (get or turn red). “Kısa” becomes “kısal” (get shorter). “Uzun” becomes “uza” (get longer). Örneğin: Günler kısalıyor. Days are getting shorter. Günler uzuyor. Days are getting longer. Uzun  uzat (u*zat) “Onu uzat.” (Make it longer.); kısa  kısalt (kı*salt) “Onu kısalt.” (Make it shorter.); büyük  büyüt (bü*yüt) “Onu büyüt.” (Make it larger.); Küçük küçült (kü*çült) “Onu küçült.” (Make it smaller.); kara  karart (ka*rart) “Onu karart.” (Make it darker.); derin  derinleştir (de*rin*leş*tir) “Onu derinleştir.” (Make it deeper.) 17

Add a comment

Related presentations

Related pages

diluyente de Türk - Documents

Para el Recuento de Leucocitos se utiliza un líquido de dilución llamado líquido diluyente de Türk, ... Türk di̇li̇nde yapim ekleri̇ signed. MERCEDES
Read more

Türkçe di̇lbi̇lgi̇si̇ni̇n yeni̇ terti̇bi̇ yüksel göknel ...

Information about Türkçe di̇lbi̇lgi̇si̇ni̇n yeni̇ terti̇bi̇ yüksel göknel 2014 signed. ... Türk di̇li̇nde yapim ekleri̇ signed. Education ...
Read more

çağdaş türk yazı dilleri.pdf - Documents

Türk di̇li̇nde yapim ekleri̇ signed TURKISH DERIVATIONAL SUFFIXES and their ENGLISH EQUIVALENTS by YUKSEL GOKNEL Eski Türk Edebiyatına Giriş; Biçim ...
Read more

Türkçe dilbilgisinin yeni tertibi yüksel göknel 2014 signed

Information about Türkçe dilbilgisinin yeni tertibi yüksel göknel 2014 signed
Read more