advertisement

Kozmetik Sektörü Durum Raporu

33 %
67 %
advertisement
Information about Kozmetik Sektörü Durum Raporu
Health & Medicine

Published on February 8, 2009

Author: helikonunbahcesi

Source: slideshare.net

Description

"Kozmetik Sektörü" üzerine bir çalışma
advertisement

KOZMETİK SEKTÖRÜ Sektör Raporu

DURUM ANALİZİ ÜRÜN ANALİZİ PAZAR ANALİZİ RAKİP ANALİZİ FİYAT ANALİZİ SWOT ANALİZİ İLETİŞİM STRATEJİSİ İÇERİK

DURUM ANALİZİ

ÜRÜN ANALİZİ

PAZAR ANALİZİ

RAKİP ANALİZİ

FİYAT ANALİZİ

SWOT ANALİZİ

İLETİŞİM STRATEJİSİ

DURUM ANALİZİ

GÜL VE GÜLYAĞI

GÜL BİTKİSİ VE ISPARTA Ya ğ gülü 1870 ’ li y ı llar ı n ba şı nda Anadolu ’ ya Bulgaristan ’ dan gelen göçmenler ce getiri li r. Isparta da ya ğ gülü üretimi ise Anadolu'ya geli ş inden 18 y ı l sonra ba ş la mıştır .Gül Isparta'ya yakla şı k 150 y ı l önce Müftüzade İsmail Efendi taraf ı ndan dikilir.O tarihe kadar Isparta Ovas ı nda yetiştirilen ürünlerin hiçbir i gelir getirmedi ğ in den, İsmail Efendi yeni ve gelir getirecek ürünler bulmak için Burdur,Denizli ve Çal gibi kom ş u yöreler e bir ara ş t ı rma gezisine ç ı kar.Bu yörelerde halk ı n geçiminin büyük bir k ı sm ı n ı gö lcü lükten sa ğ lad ığı n ı gören Müftü Zade İsmail Efendi, gülcülü ğ ün büyük alanlarda yap ı ld ığı takdirde iyi para getirece ğ ini dü ş ünerek harekete geçer.Müftü Zade İsmail Efendi , 30 dönüm toprak al ı r ve tamam ı na gül fidanlar ı diker.

Ya ğ gülü 1870 ’ li y ı llar ı n ba şı nda Anadolu ’ ya Bulgaristan ’ dan gelen göçmenler ce getiri li r. Isparta da ya ğ gülü üretimi ise Anadolu'ya geli ş inden 18 y ı l sonra ba ş la mıştır .Gül Isparta'ya yakla şı k 150 y ı l önce Müftüzade İsmail Efendi taraf ı ndan dikilir.O tarihe kadar Isparta Ovas ı nda yetiştirilen ürünlerin hiçbir i gelir getirmedi ğ in den, İsmail Efendi yeni ve gelir getirecek ürünler bulmak için Burdur,Denizli ve Çal gibi kom ş u yöreler e bir ara ş t ı rma gezisine ç ı kar.Bu yörelerde halk ı n geçiminin büyük bir k ı sm ı n ı gö lcü lükten sa ğ lad ığı n ı gören Müftü Zade İsmail Efendi, gülcülü ğ ün büyük alanlarda yap ı ld ığı takdirde iyi para getirece ğ ini dü ş ünerek harekete geçer.Müftü Zade İsmail Efendi , 30 dönüm toprak al ı r ve tamam ı na gül fidanlar ı diker.

Isparta'da ilk olarak 1892 tarihinde "imbik" ad ı verilen basit ve ilkel kazanlarda ü retilmeye ba şl anan g ü lya ğı uzun y ı llar bu metotla imal edilir. K ö y tipi g ü lya ğı ü retimi olarak da bilinen metot Mustafa Kemal Atat ü rk' ü n 6 mart 1930 tarihinde Isparta ziyareti s ı ras ı nda verdi ğ i talimat uyar ı nca de ğ i ş tirilir. M odern g ü lya ğı fabrikas ı n ı n 1935 y ı l ı nda kurulmas ı sonucu k ö y tipi ü retimin yerini b ü y ü k ö l ç ekli sanayi tipi imalata bırakır.Ya ğ g ü l ü ilk ü retildi ğ i tarihlerde sadece ya ğı ve suyu i ç in tercih ediliyordu. A t s ı rt ı nda getirilen ilk fidanlardan elde edilen ü r ü nlerin ihracat ı ise y ok denilecek kadar azd ı . Ü retilen g ü lya ğ lar ı ancak i ç pazarda t ü ketiliyordu. G eli ş en teknolojiyle birlikte yenilenen ü retim tesisleri, farkl ı ü r ü nlerin imalat ı n ı m ü mk ü n hale getirdi.G ü lya ğı ve suyundan sonra g ü l konkreti,g ü l losyonu, g ü l sabunu, g ü l kremi v.b. p ek ç ok m amul ü retilmeye ba ş land ı . 1000 metrekarelik tarladan 1 ton g ü l ç i ç e ğ i alma imkan ı var.Bu sayede g ü lden Isparta ya y ı ll ı k ortalama 10 Milyon dolarl ı k girdi sa ğ lan ı yor.G ü lya ğı n ı n kilos u 5 bin 500 ile 6 bin dolar aras ı nda de ğ i ş en rakamlarda al ı c ı buluyor. G ü n ü m ü zde Ç in, ge ç ti ğ imiz y ı l i ç erisinde g ü l ü retimine ba ş lanmas ı na ra ğ men d ü n ya g ü l ya ğı ihracat ı n ı n y ü zde 70'ine T ü rkiye cevap veriyor.G ü lbirlik, y ı lda ortalama 500 kilo g ü lya ğı ü retimi ile pazar ı n lideri .

Isparta'da ilk olarak 1892 tarihinde "imbik" ad ı verilen basit ve ilkel kazanlarda ü retilmeye ba şl anan g ü lya ğı uzun y ı llar bu metotla imal edilir. K ö y tipi g ü lya ğı ü retimi olarak da bilinen metot Mustafa Kemal Atat ü rk' ü n 6 mart 1930 tarihinde Isparta ziyareti s ı ras ı nda verdi ğ i talimat uyar ı nca de ğ i ş tirilir. M odern g ü lya ğı fabrikas ı n ı n 1935 y ı l ı nda kurulmas ı sonucu k ö y tipi ü retimin yerini b ü y ü k ö l ç ekli sanayi tipi imalata bırakır.Ya ğ g ü l ü ilk ü retildi ğ i tarihlerde sadece ya ğı ve suyu i ç in tercih ediliyordu. A t s ı rt ı nda getirilen ilk fidanlardan elde edilen ü r ü nlerin ihracat ı ise y ok denilecek kadar azd ı . Ü retilen g ü lya ğ lar ı ancak i ç pazarda t ü ketiliyordu. G eli ş en teknolojiyle birlikte yenilenen ü retim tesisleri, farkl ı ü r ü nlerin imalat ı n ı m ü mk ü n hale getirdi.G ü lya ğı ve suyundan sonra g ü l konkreti,g ü l losyonu, g ü l sabunu, g ü l kremi v.b. p ek ç ok m amul ü retilmeye ba ş land ı .

1000 metrekarelik tarladan 1 ton g ü l ç i ç e ğ i alma imkan ı var.Bu sayede g ü lden Isparta ya y ı ll ı k ortalama 10 Milyon dolarl ı k girdi sa ğ lan ı yor.G ü lya ğı n ı n kilos u 5 bin 500 ile 6 bin dolar aras ı nda de ğ i ş en rakamlarda al ı c ı buluyor.

G ü n ü m ü zde Ç in, ge ç ti ğ imiz y ı l i ç erisinde g ü l ü retimine ba ş lanmas ı na ra ğ men d ü n ya g ü l ya ğı ihracat ı n ı n y ü zde 70'ine T ü rkiye cevap veriyor.G ü lbirlik, y ı lda ortalama 500 kilo g ü lya ğı ü retimi ile pazar ı n lideri .

GÜL (Rosaceae / Rosa) May ı s-haziran aylar ı aras ı nda, pembe, beyaz ı ms ı , sar ı , k ı rm ı z ı renkli çiçekler açan, güzel kokulu çok senelik, çal ı ms ı ve dikenli bir bitki. Gövdeleri silindir biçimli, ye ş ilimsi, esmer renkli, çok dall ı ve dallar s ı k dikenlidir. Dikenlerin u ç lar ı k ı vr ı k ve genellikle k ı rm ı z ı renktedir. Yapraklar sapl ı ve kulakç ı kl ı , 5-7 yaprakç ı k lı d ı r.. Çiçekler dallar ı nda tek veya kümeler h a linde bulunur. Çanak yapraklar ı 5 parçal ı , taç yapraklar ı ise çok parçal ı d ı r. Deniz seviyesinden i tib a ren, 3500 m yüksekli ğ e kadar, k a fi derecede rut u betli ve geçirgen topraklarda yeti ş ir. Türkiye’de yab a n i olarak yeti ş en 23 türü bulunmaktad ı r. Çok eski bir kültür bitkisidir. Men ş ei kesin olarak bilinmemekle birlikte, ço ğ u gül çe ş itlerinin men ş einin Asya’n ı n çeşitli bölgeleri oldu ğ u kabul edilmektedir. Çiçeklerine göre: Yal ı n kanat, yar ı m katmerli ve katmerli güller. Boylar ı na göre: Bodur, yüksek ve sar ı l ı c ı güller. Çiçeklenme zaman ı na göre: Y ı lda bir çiçek açanlar, y ı lda birden fazla çiçek açanlar ve yediveren güller diye s ı n ı fland ı r ı lmaktad ı rlar.

GÜL

(Rosaceae / Rosa) May ı s-haziran aylar ı aras ı nda, pembe, beyaz ı ms ı , sar ı , k ı rm ı z ı renkli çiçekler açan, güzel kokulu çok senelik, çal ı ms ı ve dikenli bir bitki. Gövdeleri silindir biçimli, ye ş ilimsi, esmer renkli, çok dall ı ve dallar s ı k dikenlidir. Dikenlerin u ç lar ı k ı vr ı k ve genellikle k ı rm ı z ı renktedir. Yapraklar sapl ı ve kulakç ı kl ı , 5-7 yaprakç ı k lı d ı r.. Çiçekler dallar ı nda tek veya kümeler h a linde bulunur. Çanak yapraklar ı 5 parçal ı , taç yapraklar ı ise çok parçal ı d ı r. Deniz seviyesinden i tib a ren, 3500 m yüksekli ğ e kadar, k a fi derecede rut u betli ve geçirgen topraklarda yeti ş ir. Türkiye’de yab a n i olarak yeti ş en 23 türü bulunmaktad ı r. Çok eski bir kültür bitkisidir. Men ş ei kesin olarak bilinmemekle birlikte, ço ğ u gül çe ş itlerinin men ş einin Asya’n ı n çeşitli bölgeleri oldu ğ u kabul edilmektedir. Çiçeklerine göre: Yal ı n kanat, yar ı m katmerli ve katmerli güller. Boylar ı na göre: Bodur, yüksek ve sar ı l ı c ı güller. Çiçeklenme zaman ı na göre: Y ı lda bir çiçek açanlar, y ı lda birden fazla çiçek açanlar ve yediveren güller diye s ı n ı fland ı r ı lmaktad ı rlar.

Isparta gülü (Rosa damascena): Çok eski bir kültür bitkisi oldu ğ u için men ş ei belli de ğ ildir. Halen Isparta çevresinde bol miktarda yeti ş tirilmektedir. Isparta veya ya ğ gülü, Isparta çevresinde, 1,5-2 m aral ı kla s ı ralar hâlinde ekilmektedir. Üretilmesi çelikle yap ılı r. Çelikler de kas ı m ve aralık aylarında ekilir. Ürün ikinci y ı ldan i tib a ren al ı nmaya baslar. Üçüncü ve dördüncü yaslarda verim en fazlad ı r. Daha sonra bu ya ş l ı güller kesilerek gençle ş tirme yoluna gidilir. Gül bahçelerinden gençle ş tirme s u retiyle 15-20 sene faydalan ı labilir. Yab a nî gül (Rosa canina): Memleketimizde oldukça yayg ı n bir gül çe ş ididir. 2-3 m yüksekli ğ inde, pembe veya beyaz çiçekli bir a ğ açç ı kt ı r. Meyveleri parlak k ı rm ı z ı renktedir. Bu gülün olgun meyvelerini saran, ba ş lang ı çta a ğ z ı dar bir bardak seklinde olan çiçek ekseni, çiçek tablas ı olgunla şı nca etlenip, k ı rm ı z ı bir renk al ı r. Bu meyvelere “ku ş burnu” ad ı verilir. Bile ş iminde tanen, pektin, vitamin C, sekerler ve organik asitler vard ı r. Kab ı z edici, idrar söktürücü olarak, böbrek ve safra ta ş lar ı na kar şı kullanıldığı gibi , C vitamini yönünden zengin oldu ğ u için de b a z ı bölgelerde marmel a t yap ı m ı nda kullan ı l ı r.

Isparta gülü (Rosa damascena): Çok eski bir kültür bitkisi oldu ğ u için men ş ei belli de ğ ildir. Halen Isparta çevresinde bol miktarda yeti ş tirilmektedir. Isparta veya ya ğ gülü, Isparta çevresinde, 1,5-2 m aral ı kla s ı ralar hâlinde ekilmektedir. Üretilmesi çelikle yap ılı r. Çelikler de kas ı m ve aralık aylarında ekilir. Ürün ikinci y ı ldan i tib a ren al ı nmaya baslar. Üçüncü ve dördüncü yaslarda verim en fazlad ı r. Daha sonra bu ya ş l ı güller kesilerek gençle ş tirme yoluna gidilir. Gül bahçelerinden gençle ş tirme s u retiyle 15-20 sene faydalan ı labilir. Yab a nî gül (Rosa canina): Memleketimizde oldukça yayg ı n bir gül çe ş ididir. 2-3 m yüksekli ğ inde, pembe veya beyaz çiçekli bir a ğ açç ı kt ı r. Meyveleri parlak k ı rm ı z ı renktedir. Bu gülün olgun meyvelerini saran, ba ş lang ı çta a ğ z ı dar bir bardak seklinde olan çiçek ekseni, çiçek tablas ı olgunla şı nca etlenip, k ı rm ı z ı bir renk al ı r. Bu meyvelere “ku ş burnu” ad ı verilir. Bile ş iminde tanen, pektin, vitamin C, sekerler ve organik asitler vard ı r. Kab ı z edici, idrar söktürücü olarak, böbrek ve safra ta ş lar ı na kar şı kullanıldığı gibi , C vitamini yönünden zengin oldu ğ u için de b a z ı bölgelerde marmel a t yap ı m ı nda kullan ı l ı r.

Türkiye’de yeti ş ti ğ i yerler: Anadolu ve Trakya. Kullan ı lan k ı s ı mlar ı : Gülün kullan ı lan k ı s ı mlar ı çiçe ği , çiçeklerinden elde edilen gülya ğı ve gülsuyudur. Çiçekler sabah ı n erken saatlerinden güne ş do ğ madan toplan ı p gölgede kurutulur. Su buharı ile distilasyona tâbi tutulur. Elde edilen kısmin üst taraf ı nda gül ya ğı toplan ı r. Alttaki sulu k ı s ı m ise gül suyunu te ş kil eder. Genellikle 3000-3500 kg çiçekten, 1 kg gülya ğı , 500 kg gül suyu elde edilmektedir. Kullan ı ld ığı yerler: Gül çiçe ğ inin taç yapraklar ı nda uçucu ya ğ , tanen, gallik asit, kuarsitrin, siyanin, seker ve mum vard ı r. Gülya ğı t ı bb i bir etkiye olmamakla ber a ber, bilhassa parfümeri ve kozmetik san a yi i nde b a z ı pomatlar ile galenik preparatlar ı n kokusunu de ğ i ş tirmede çok kullan ı l ı r. Antiseptik (mikrop öldürücü) etkisi vard ı r. Bo ğ az ve bademcik iltihaplar ı n ı giderir. Göz kanlanmalar ı ve göz nezlesinde etkilidir. D a hilen ise hafif müshil etkilidir. Gülsuyu, gül reçelleri halk aras ı nda yayg ı n olarak kullan ı l ı r.

Türkiye’de yeti ş ti ğ i yerler: Anadolu ve Trakya.

Kullan ı lan k ı s ı mlar ı : Gülün kullan ı lan k ı s ı mlar ı çiçe ği , çiçeklerinden elde edilen gülya ğı ve gülsuyudur. Çiçekler sabah ı n erken saatlerinden güne ş do ğ madan toplan ı p gölgede kurutulur. Su buharı ile distilasyona tâbi tutulur. Elde edilen kısmin üst taraf ı nda gül ya ğı toplan ı r. Alttaki sulu k ı s ı m ise gül suyunu te ş kil eder. Genellikle 3000-3500 kg çiçekten, 1 kg gülya ğı , 500 kg gül suyu elde edilmektedir.

Kullan ı ld ığı yerler: Gül çiçe ğ inin taç yapraklar ı nda uçucu ya ğ , tanen, gallik asit, kuarsitrin, siyanin, seker ve mum vard ı r. Gülya ğı t ı bb i bir etkiye olmamakla ber a ber, bilhassa parfümeri ve kozmetik san a yi i nde b a z ı pomatlar ile galenik preparatlar ı n kokusunu de ğ i ş tirmede çok kullan ı l ı r. Antiseptik (mikrop öldürücü) etkisi vard ı r. Bo ğ az ve bademcik iltihaplar ı n ı giderir. Göz kanlanmalar ı ve göz nezlesinde etkilidir. D a hilen ise hafif müshil etkilidir. Gülsuyu, gül reçelleri halk aras ı nda yayg ı n olarak kullan ı l ı r.

GÜLYAĞI Gülsuyu ve Gülyağı Üretimi Gülhaneler de geleneksel yöntemlerle gülsuyu ve gülyağı üretimi modern fabrikaların rekabetine dayanamamış ve yok olmaya yüz tutmuştur. Gülhane’deki yöntem, gül yapraklarından damıtılma yoluyla gülsuyu ve gülyağı elde edilmesidir. Üretim yıl içinde yalnızca güllerin olgunlaştığı mayıs ayında yapılır. Gül üretimi İ. Ö. 3000 yıllarına (Sümerler'e) dek inmektedir. Daha sonra Asurlular gül yetiştirmiş ve bundan gülsuyu ve gülyağı üretmişlerdir. Anadolu'da 12–13. yüzyıllardan bu yana gül yetiştirilmektedir. 14. yüzyılda yaşayan İbn-i Batuta, Seyahatname'sinde Burdur'un Gölhisar (Gülhisar) İlçesi'nde kendisine gülsuyu ikram edildiğini yazmaktadır. Avrupalılar gülsuyu ve gülyağı üretimini 17. yüzyıldan sonra Türklerden öğrenmişlerdir. Efes Müzesi arastasında aslına uygun olarak düzenlenen gül hanede 3500 kg. gül yaprağından 1 kg. gülyağı ve 1000 kg. gülsuyu elde edilmektedir.

Gülsuyu ve Gülyağı Üretimi

Gülhaneler de geleneksel yöntemlerle gülsuyu ve gülyağı üretimi modern

fabrikaların rekabetine dayanamamış ve yok olmaya yüz tutmuştur.

Gülhane’deki yöntem, gül yapraklarından damıtılma yoluyla gülsuyu ve gülyağı

elde edilmesidir. Üretim yıl içinde yalnızca güllerin olgunlaştığı mayıs ayında

yapılır.

Gül üretimi İ. Ö. 3000 yıllarına (Sümerler'e) dek inmektedir. Daha sonra Asurlular

gül yetiştirmiş ve bundan gülsuyu ve gülyağı üretmişlerdir.

Anadolu'da 12–13. yüzyıllardan bu yana gül yetiştirilmektedir. 14. yüzyılda

yaşayan İbn-i Batuta, Seyahatname'sinde Burdur'un Gölhisar (Gülhisar)

İlçesi'nde kendisine gülsuyu ikram edildiğini yazmaktadır.

Avrupalılar gülsuyu ve gülyağı üretimini 17. yüzyıldan sonra Türklerden

öğrenmişlerdir.

Efes Müzesi arastasında aslına uygun olarak düzenlenen gül hanede 3500 kg.

gül yaprağından 1 kg. gülyağı ve 1000 kg. gülsuyu elde edilmektedir.

Türkiye’de uçucu ya ğ üretiminin büyük bir pa yı n ı gülya ğı olu ş turmaktad ı r. Türkiye dünyan ı n önde gelen gülya ğı üreticilerinden biridir. Ço ğ u Is parta yöresinde yeti ş en Rose Damescana ad ı verilen gül bitkisinin çiçeklerinden elde edilen gülya ğı dünya piyasalar ı nda “TÜRK GÜLYAĞI” olarak bilinmektedir. Gülçiçe ğ i ve gülya ğı üretimi sadece May ı s ve Haziran aylar ı nda gül mevsimi olarak bilinen süre içinde yap ı lmaktad ı r. Bu mevsimde toplanan gül çiçekleri, yakla şı k 500 Kg kapasiteli krom ve bak ı r dam ı tma kazanlar ı nda buhar bas ı nc ı alt ı nda dam ı t ı larak gülya ğı elde edilmektedir. Gül çiçe ğ inden iki çe ş it ya ğ üretilmektedir. Bu gülya ğı olarak bilinen ince gülya ğı ve konkret olarak bilenen kat ı gülya ğı d ı r. Yan ürün olarak da gülsuyu üretilmektedir. Gülya ğı üretiminde en önemli maliyet unsuru, yakla şı k % 55 pay ile gül çiçe ğ i fiyatlar ı d ı r. 1 Kg gülya ğı elde etmek için yakla şı k mevsim ş artlar ı na göre 4-4.5 ton gül çiçe ğ i i ş lemek gerekmektedir. 1 Kg gül konkreti elde etmek için de yakla şı k 400-500 Kg kadar gül çiçe ğ i i ş lemek gerekir.

Türkiye’de uçucu ya ğ üretiminin büyük bir pa yı n ı gülya ğı olu ş turmaktad ı r. Türkiye dünyan ı n önde gelen gülya ğı üreticilerinden biridir. Ço ğ u Is parta yöresinde yeti ş en Rose Damescana ad ı verilen gül bitkisinin çiçeklerinden elde edilen gülya ğı dünya piyasalar ı nda “TÜRK GÜLYAĞI” olarak bilinmektedir.

Gülçiçe ğ i ve gülya ğı üretimi sadece May ı s ve Haziran aylar ı nda gül mevsimi olarak bilinen süre içinde yap ı lmaktad ı r. Bu mevsimde toplanan gül çiçekleri, yakla şı k 500 Kg kapasiteli krom ve bak ı r dam ı tma kazanlar ı nda buhar bas ı nc ı alt ı nda dam ı t ı larak gülya ğı elde edilmektedir. Gül çiçe ğ inden iki çe ş it ya ğ üretilmektedir. Bu gülya ğı olarak bilinen ince gülya ğı ve konkret olarak bilenen kat ı gülya ğı d ı r. Yan ürün olarak da gülsuyu üretilmektedir. Gülya ğı üretiminde en önemli maliyet unsuru, yakla şı k % 55 pay ile gül çiçe ğ i fiyatlar ı d ı r. 1 Kg gülya ğı elde etmek için yakla şı k mevsim ş artlar ı na göre 4-4.5 ton gül çiçe ğ i i ş lemek gerekmektedir. 1 Kg gül konkreti elde etmek için de yakla şı k 400-500 Kg kadar gül çiçe ğ i i ş lemek gerekir.

Gülya ğı verimi kalitesi üzerine, gül çiçe ği hasat döneminin, distilasyon s ı ras ı nda bekleme süresinin çok büyük etkisi vard ı r. Bu nedenle ya ğ gülünde yüksek verim için çiçek hasad ı n ı n olabildi ğ ince günün erken saatlerinde yap ı lmas ı ve toplanan çiçeklerin en k ı sa sürede distilasyondan geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’de y ı ll ı k ortalama 2-2.5 ton kadar gülya ğı ve 4.5-5 ton kadar da konkret üretimi yap ı lmaktad ı r. Türkiye’de gülya ğı ve gül konkreti fiyatlar ı Gülbirlik taraf ı ndan belirlenmekte, özel sektör de bu fiyatlar ı baz almaktad ı r. Gülçiçe ğ i fiyat ı n ı n tesbitinde temel gösterge gülya ğı ihraç fiyatlar ı olmaktad ı r. Gülya ğı üretimi fiyata göre de ğiş me göstermektedir. Yüksek fiyat politikalar ı gülçiçe ğı sahalar ı n ı n ve dolay ı s ı yla gülçiçeği üretiminin artmas ı na neden olmaktad ı r. Gülçiçeği üretiminin art ışı gülya ğı üretim art ışı n ı beraberinde getirmektedir . Düşük fiyat politikalar ı ise, gülçiçe ğ i sahalar ı n ı n daralmas ı na neden olmakta ve ülkemizdeki gül sektörü bu gerçe ğ i maalesef zaman zaman ya ş amaktad ı r.

Gülya ğı verimi kalitesi üzerine, gül çiçe ği hasat döneminin, distilasyon s ı ras ı nda bekleme süresinin çok büyük etkisi vard ı r. Bu nedenle ya ğ gülünde yüksek verim için çiçek hasad ı n ı n olabildi ğ ince günün erken saatlerinde yap ı lmas ı ve toplanan çiçeklerin en k ı sa sürede distilasyondan geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye’de y ı ll ı k ortalama 2-2.5 ton kadar gülya ğı ve 4.5-5 ton kadar da konkret üretimi yap ı lmaktad ı r. Türkiye’de gülya ğı ve gül konkreti fiyatlar ı Gülbirlik taraf ı ndan belirlenmekte, özel sektör de bu fiyatlar ı baz almaktad ı r. Gülçiçe ğ i fiyat ı n ı n tesbitinde temel gösterge gülya ğı ihraç fiyatlar ı olmaktad ı r. Gülya ğı üretimi fiyata göre de ğiş me göstermektedir. Yüksek fiyat politikalar ı gülçiçe ğı sahalar ı n ı n ve dolay ı s ı yla gülçiçeği üretiminin artmas ı na neden olmaktad ı r. Gülçiçeği üretiminin art ışı gülya ğı üretim art ışı n ı beraberinde getirmektedir . Düşük fiyat politikalar ı ise, gülçiçe ğ i sahalar ı n ı n daralmas ı na neden olmakta ve ülkemizdeki gül sektörü bu gerçe ğ i maalesef zaman zaman ya ş amaktad ı r.

Türkiye’de gülya ğı üretiminin büyük bir k ı sm ı Gülbirlik taraf ı ndan gerçekle ş tirilmektedir. Afyon’da yerle ş ik Basmak çı ve Çevre Köyleri Kalk ı nma Kooperatifi de gülya ğı üretimi yapmaktad ı r. Ülkemizde gülya ğı üretimi eski y ı llarda aile tipi i ş letme ve üretim düzeninde, ilke yöntemlerle imal edilmekteydi. Bugün ise gülya ğı üretiminde, fabrika ölçe ğ inde büyük tesisler kurulmu ş olup, say ı lar ı 13’dür. Bu fabrikalardan, 5 tanesi (Aliköy Fabrikas ı , Yakaören Fabrikas ı , İ slamköy Fabrika sı , K ı l ı ç Fabrika sı ve Güneykent Fabrikas ı ) Gülbirlik’ e aittir. Gülya ğı üretimi gerçekle ş tiren di ğ er özel firmalara ait fabrikalar, Afyon Basmakç ı ve Çevre Köyleri Kalk ı nd ı rma Kooperatifi Fabrikas ı , Çinef Çiçek, P. Roberted Gülya ğı Fabrikas ı , Biolandes Gülya ğı Fabrikas ı , Erçetin Gülya ğı Fabrikas ı , Ünlüler Gülya ğı Fabrikas ı , Rozetta Gülya ğı Fabrikas ı , Gürkan Gülya ğı Fabrikas ı ’d ı r. Bu firmalar d ışı nda köylerde, köylülere ait küçük kapasiteli dam ı t ı c ı larda da küçümsenemeyecek miktarda gülya ğı üretimi yap ı lmaktad ı r.

Türkiye’de gülya ğı üretiminin büyük bir k ı sm ı Gülbirlik taraf ı ndan gerçekle ş tirilmektedir. Afyon’da yerle ş ik Basmak çı ve Çevre Köyleri Kalk ı nma Kooperatifi de gülya ğı üretimi yapmaktad ı r. Ülkemizde gülya ğı üretimi eski y ı llarda aile tipi i ş letme ve üretim düzeninde, ilke yöntemlerle imal edilmekteydi. Bugün ise gülya ğı üretiminde, fabrika ölçe ğ inde büyük tesisler kurulmu ş olup, say ı lar ı 13’dür. Bu fabrikalardan, 5 tanesi (Aliköy Fabrikas ı , Yakaören Fabrikas ı , İ slamköy Fabrika sı , K ı l ı ç Fabrika sı ve Güneykent Fabrikas ı ) Gülbirlik’ e aittir. Gülya ğı üretimi gerçekle ş tiren di ğ er özel firmalara ait fabrikalar, Afyon Basmakç ı ve Çevre Köyleri Kalk ı nd ı rma Kooperatifi Fabrikas ı , Çinef Çiçek, P. Roberted Gülya ğı Fabrikas ı , Biolandes Gülya ğı Fabrikas ı , Erçetin Gülya ğı Fabrikas ı , Ünlüler Gülya ğı Fabrikas ı , Rozetta Gülya ğı Fabrikas ı , Gürkan Gülya ğı Fabrikas ı ’d ı r. Bu firmalar d ışı nda köylerde, köylülere ait küçük kapasiteli dam ı t ı c ı larda da küçümsenemeyecek miktarda gülya ğı üretimi yap ı lmaktad ı r.

KOZMETİK

  Kozmetik “ Cosmetic “ kelimesi Yunanca “ Cosmos “ evren anlamına gelmektedir. “ Cosmeni “ de sağlıklı, bakımlı ve güzel olmayı, bu sonuçları elde etmeyi ve sürdürmeyi belirtir. Genellikle sağlıklı, bakımlı ve güzel insan, güvenli insan demektir. Bu insanların oluşturduğu toplumlar mutlu, dengeli ve verimli olurlar. Kozmetik ürünleri genel tanımı şöyledir:    İnsan vücudunun epiderma, tırnaklar, kıllar, saçlar, dudaklar ve genital organlar gibi değişik dış kısımlarına, ağız ve dişlere veya mukozaya uygulanmak üzere hazırlanmış, amacı veya yan amacı bu kısımları temizlemek, koku vermek ve korumak suretiyle iyi bir durumda muhafaza etmek, görünümünü değiştirmek ve vücut kokularını  düzeltmek  olan,  saç  boyaları ve saç açıcıları da dahil bütün preparatlar ve /veya maddelerdir.

Kozmetik Bilimi Yeryüzünde insanoğlunun var olması sürecinde, barınma ve karnını doyurma gereksinimleri karşılandıktan sonra , kozmetik işlemler günlük yaşantısına girmiştir.O günlerden beri çok yol alınmıştır.Günümüzün modern kozmetik uygulamaları, kişilerin sağlık ve temizlik kaygılarını karşılamanın ötesine geçmiş ve ‘kaliteli yaşam’ kavramının ortaya çıkması ile birlikte dış görünümün iyileştirilmesini amaçlamıştır. Bilim ve teknolojilerdeki gelişmeler ve sanatın ulaştığı nokta kozmetik bilimini de etkilemiş , ve sosyal , ekonomik ,ve moda dürtüleri ile hayal gücünü zorlayan bir konuma getirmiştir.Bilimin sonsuzluğunu kavrayan kozmetik bilimcileri de her geçen gün yeni kozmetik hammaddeler , yeni taşıyıcı sistemler ve yeni uygulama şekilleri ile bilime katkılarını arttırmaktadır.Bu durum , kozmetik bilimindeki yenilikleri izlemeyi oldukça güçleştirmektedir.

Kozmetik Bilimi Yeryüzünde insanoğlunun var olması sürecinde, barınma ve karnını doyurma gereksinimleri karşılandıktan sonra , kozmetik işlemler günlük yaşantısına girmiştir.O günlerden beri çok yol alınmıştır.Günümüzün modern kozmetik uygulamaları, kişilerin sağlık ve temizlik kaygılarını karşılamanın ötesine geçmiş ve ‘kaliteli yaşam’ kavramının ortaya çıkması ile birlikte dış görünümün iyileştirilmesini amaçlamıştır.

Bilim ve teknolojilerdeki gelişmeler ve sanatın ulaştığı nokta kozmetik bilimini de etkilemiş , ve sosyal , ekonomik ,ve moda dürtüleri ile hayal gücünü zorlayan bir konuma getirmiştir.Bilimin sonsuzluğunu kavrayan kozmetik bilimcileri de her geçen gün yeni kozmetik hammaddeler , yeni taşıyıcı sistemler ve yeni uygulama şekilleri ile bilime katkılarını arttırmaktadır.Bu durum , kozmetik bilimindeki yenilikleri izlemeyi oldukça güçleştirmektedir.

Tüm dünyada , kozmetik alanındaki araştırma ve geliştirme çalışmaları hızla yol alırken,ülkemizde kozmetik biliminin getireceği katma değerin önemsenmemesi , bilim insanlarının bu konuda daha fazla çalışmalar yapmasını zorlamaktadır.Kozmetik alanında yetişmiş eleman sıkıntısını aşmak üzere , Eczacılık Fakülte’ lerinde lisans ve yüksek lisans düzeyinde derslerin açılması ve seri halinde bilimsel toplantılar yapılması bugüne dek gerçekleştirilen çabaları oluşturmaktadır.Türkçe yazılmış olan kaynakların eksikliği , her alanda olduğu gibi , kozmetik alanında da hissedilmekte ve bu kitap , bu eksikliği gidermek için yapılacak çalışmalara öncü olması düşüncesi ile sunulmaktadır. Kitap , Türkiye’de var olan ‘Kozmetoloji Bilim Dallarının’ başkanları ve özel konularda uzmanlaşmış kişilerin özverili çalışmaları ile hazırlanmıştır. Yazarların üstün gayretlerini minnet ile anmak isterim . Hepsi de bu alandaki açığın kapatılması sorumluluğunu derinden hissetmiş bilim insanlarıdır.İnanıyorum ki , 2000’li yıllarla başlayan , kozmetoloji alanında kendi dilimizdeki kozmetik kaynak gereksinimini giderme çabaları sürecektir.  Prof. Dr. Yasemin Yazan’dan alıntı                                                                            

Tüm dünyada , kozmetik alanındaki araştırma ve geliştirme çalışmaları hızla yol alırken,ülkemizde kozmetik biliminin getireceği katma değerin önemsenmemesi , bilim insanlarının bu konuda daha fazla çalışmalar yapmasını zorlamaktadır.Kozmetik alanında yetişmiş eleman sıkıntısını aşmak üzere , Eczacılık Fakülte’ lerinde lisans ve yüksek lisans düzeyinde derslerin açılması ve seri halinde bilimsel toplantılar yapılması bugüne dek gerçekleştirilen çabaları oluşturmaktadır.Türkçe yazılmış olan kaynakların eksikliği , her alanda olduğu gibi , kozmetik alanında da hissedilmekte ve bu kitap , bu eksikliği gidermek için yapılacak çalışmalara öncü olması düşüncesi ile sunulmaktadır. Kitap , Türkiye’de var olan ‘Kozmetoloji Bilim Dallarının’ başkanları ve özel konularda uzmanlaşmış kişilerin özverili çalışmaları ile hazırlanmıştır. Yazarların üstün gayretlerini minnet ile anmak isterim . Hepsi de bu alandaki açığın kapatılması sorumluluğunu derinden hissetmiş bilim insanlarıdır.İnanıyorum ki , 2000’li yıllarla başlayan , kozmetoloji alanında kendi dilimizdeki kozmetik kaynak gereksinimini giderme çabaları sürecektir.  Prof. Dr. Yasemin Yazan’dan alıntı                                                                            

Kozmetiklerin ya ş am kalitesini artt ı rd ığı inkar edilemeyecek bir gerçektir. Geçmi ş ten günümüze uzanan ve ça ğ a uygun olarak kendini yenileyen kozmetik bilimi, toplumun yükselen talepleri ile bulu ş maya devam etmektedir. Makyaj malzemeleri, depilasyon ürünleri, ş ampuanlar, nemlendirici sabunlar, du ş jelleri ve deodorantlar ı n kendilerine özgü kullan ı mlar ı , estetiksel memnuniyeti sa ğ lamakla birlikte ad ı geçen kozmetik ürünler fiziksel sa ğ l ığ a katk ı da bulunarak mü ş teri güvenini art ı rmaktad ı r. Kirlenmenin ve stratosferdeki ozon tabakas ı n ı n incelmesinin art ışı gibi çevresel faktörler yeni ara ş t ı rma ve yenilikçi formülleri te ş vik etmektedir. Kozmetik bilimlerin etik de ğ erlere, kültüre ve daha kaliteli ya ş ama katk ı da bulunabilmesi tüketicileri bütüncül ya ş ama mecbur etmektedir.

Kozmetiklerin ya ş am kalitesini artt ı rd ığı inkar edilemeyecek bir gerçektir. Geçmi ş ten günümüze uzanan ve ça ğ a uygun olarak kendini yenileyen kozmetik bilimi, toplumun yükselen talepleri ile bulu ş maya devam etmektedir. Makyaj malzemeleri, depilasyon ürünleri, ş ampuanlar, nemlendirici sabunlar, du ş jelleri ve deodorantlar ı n kendilerine özgü kullan ı mlar ı , estetiksel memnuniyeti sa ğ lamakla birlikte ad ı geçen kozmetik ürünler fiziksel sa ğ l ığ a katk ı da bulunarak mü ş teri güvenini art ı rmaktad ı r. Kirlenmenin ve stratosferdeki ozon tabakas ı n ı n incelmesinin art ışı gibi çevresel faktörler yeni ara ş t ı rma ve yenilikçi formülleri te ş vik etmektedir. Kozmetik bilimlerin etik de ğ erlere, kültüre ve daha kaliteli ya ş ama katk ı da bulunabilmesi tüketicileri bütüncül ya ş ama mecbur etmektedir.

Günümüzde insanlar ı n h ı zl ı tempo ve stresli ya ş amlar ı kozmetik alan ı n faydalar ı n ı gerekli k ı lmaktad ı r. Aromaterapi, masaj ya ğ lar ı , soyucular, vücu t çamurlar ı , temizleme losyonlar ı , s ı k ı la ş t ı r ı c ı ürünler ve nemlendirici tedaviler dünyan ı n her yerinde kozmetik tüketicilerine sa ğ l ı k konusunda yard ı m etmekle birlikte kendilerini daha iyi ve canlanm ış hissetmelerini sa ğ lamaktad ı r. Kültürümüzün güzel kalmay ı , güzel olmay ı takdir etti ğ i a ş ikard ı r. Saç bak ı m ürünleri, saç renklendiriciler, deodorantlar, güzel kokular ve bu gibi ürünlerin kullan ı m ı güzelle ş meye yard ı m eder. Kozmetikler görünü ş ümüzün kalitesini artt ı r ı r, bunun ilk olumlu etkisi ki ş inin kendine olan güveninin artmas ı d ı r. Görünü ş ümüzün ba ş kalar ı na, kendimizle nas ı l ilgilendi ğ imizi ve nas ı l ilgilenmek istedi ğ imizi i ş aret etmektedir. Güzellik kültürü, piyasay ı ; yaşlanmay ı geciktirici kremleri, göz jelleri, s ı k ı la ş t ı r ı c ı losyonlar ı , di ş beyazlat ı c ı macunlar ı , leke aç ı c ı ve bronzla ş t ı r ı c ı kremleri k ı saca kozmesötikleri üretmeye sevk etmektedir. Bütün bunlar pozitif esteti ğ e, sosyal ve profesyonel hayata yard ı m eder.

Günümüzde insanlar ı n h ı zl ı tempo ve stresli ya ş amlar ı kozmetik alan ı n faydalar ı n ı gerekli k ı lmaktad ı r. Aromaterapi, masaj ya ğ lar ı , soyucular, vücu t çamurlar ı , temizleme losyonlar ı , s ı k ı la ş t ı r ı c ı ürünler ve nemlendirici tedaviler dünyan ı n her yerinde kozmetik tüketicilerine sa ğ l ı k konusunda yard ı m etmekle birlikte kendilerini daha iyi ve canlanm ış hissetmelerini sa ğ lamaktad ı r.

Kültürümüzün güzel kalmay ı , güzel olmay ı takdir etti ğ i a ş ikard ı r. Saç bak ı m ürünleri, saç renklendiriciler, deodorantlar, güzel kokular ve bu gibi ürünlerin kullan ı m ı güzelle ş meye yard ı m eder. Kozmetikler görünü ş ümüzün kalitesini artt ı r ı r, bunun ilk olumlu etkisi ki ş inin kendine olan güveninin artmas ı d ı r. Görünü ş ümüzün ba ş kalar ı na, kendimizle nas ı l ilgilendi ğ imizi ve nas ı l ilgilenmek istedi ğ imizi i ş aret etmektedir. Güzellik kültürü, piyasay ı ; yaşlanmay ı geciktirici kremleri, göz jelleri, s ı k ı la ş t ı r ı c ı losyonlar ı , di ş beyazlat ı c ı macunlar ı , leke aç ı c ı ve bronzla ş t ı r ı c ı kremleri k ı saca kozmesötikleri üretmeye sevk etmektedir. Bütün bunlar pozitif esteti ğ e, sosyal ve profesyonel hayata yard ı m eder.

Alfa hidroksi asitler ile derideki birkaç çizgi ve k ırışık l ığı n giderildi ğ i pürüzsüz, yumu ş ak, iyi bir elastikiyete sahip, daha genç bir deri sa ğ lanabilir; alfa hidroksi asitler ile ilgili bulgular nemlendirici üreten firmalarca rapor edilmi ş tir. Alfa hidroksi asitler atmosferden nem emerek mevcut nemi daha da artt ı r ı r ayrıca k ı vr ı lma yetene ğ ini ço ğ alt ı r. Bunlar ayn ı zamanda, hücre deskuamasyonunu uyar ı r, hücre yenilenmesini h ı zland ı r ı r ve yeni kolajen üretimine neden olur. Deri yenilenmesini düzenleyen dicarboksilik asit türevlerinin birle ş mesi ve deri kusurlar ı nda St. Corneum’un tamiri konusundaki etkinlikler di ğ er yakla şı mlar ı olu ş turmaktad ı r . Antioksidan ve vitaminlerin kullan ı m ı d ış etkenlerden veya içten kaynaklanan sorunlara kar şı cilt sa ğ l ığı n ı ve güzelliğini yükseltmektedir . Bundan ba ş ka kozmetikler yerçekiminin olu ş turduğu olumsuz etkilere(sarkmalar) de meydan okumaktad ı r. Sa ğ l ı k konusunda bütüncül bir yakla şı m, fiziksel ve ruhsal sa ğ l ı k aç ı s ı ndan kozmetiklerin aktif kullan ı mların ı n tepkisel kullan ı m ı ndan daha iyi bir yol oldu ğ udur. S a ğlığı n devam ı için modern medikal müdahelelerden kaçın ı lmal ı ve do ğ al kaliteli ya ş am sa ğ lanmal ı d ı r.

Alfa hidroksi asitler ile derideki birkaç çizgi ve k ırışık l ığı n giderildi ğ i pürüzsüz, yumu ş ak, iyi bir elastikiyete sahip, daha genç bir deri sa ğ lanabilir; alfa hidroksi asitler ile ilgili bulgular nemlendirici üreten firmalarca rapor edilmi ş tir. Alfa hidroksi asitler atmosferden nem emerek mevcut nemi daha da artt ı r ı r ayrıca k ı vr ı lma yetene ğ ini ço ğ alt ı r. Bunlar ayn ı zamanda, hücre deskuamasyonunu uyar ı r, hücre yenilenmesini h ı zland ı r ı r ve yeni kolajen üretimine neden olur.

Deri yenilenmesini düzenleyen dicarboksilik asit türevlerinin birle ş mesi ve deri kusurlar ı nda St. Corneum’un tamiri konusundaki etkinlikler di ğ er yakla şı mlar ı olu ş turmaktad ı r . Antioksidan ve vitaminlerin kullan ı m ı d ış etkenlerden veya içten kaynaklanan sorunlara kar şı cilt sa ğ l ığı n ı ve güzelliğini yükseltmektedir . Bundan ba ş ka kozmetikler yerçekiminin olu ş turduğu olumsuz etkilere(sarkmalar) de meydan okumaktad ı r. Sa ğ l ı k konusunda bütüncül bir yakla şı m, fiziksel ve ruhsal sa ğ l ı k aç ı s ı ndan kozmetiklerin aktif kullan ı mların ı n tepkisel kullan ı m ı ndan daha iyi bir yol oldu ğ udur. S a ğlığı n devam ı için modern medikal müdahelelerden kaçın ı lmal ı ve do ğ al kaliteli ya ş am sa ğ lanmal ı d ı r.

Kozmetik bilimi tüketicilere, tedavide ve hastal ı klar ı n önlenmesinde daha çok seçenek vermektedir. Katk ı s ı z basit nemlendiriciler egzema, psoriasis gibi deri hastal ı klar ı olanlara yard ı m etmektedir. Hoş görünmeyen ve devaml ı güzelli ğ i bozan deri incelmesi dahil, istenmeyen etkileri bulunan steroidal kremlerin kullan ı m ı n ı n azalmas ı , deri nemlenmesinin süreklili ğ ini sa ğ lar ve istenmeyen olu ş umlar ı engeller. Kozmetiklerin, görünen psikolojik etkisinin yan ı s ı ra, kanser hastas ı kad ı nlar ı n iyile ş mesine yard ı m eden Amerikan kökenli “ İ Y İ GÖRÜN,DAHA İ Y İ H İ SSET”, oganizasyonuna da liderlik etmesidir. D ış görünümün renkli kozmetikler kullan ı larak güzelle ş tirilmesi, bir çok hastada duygular ı kamç ı layan olumlu geli ş melere neden olmu ş ve iyile ş me sürecine katk ı da bulundukla rı gözlenmiştir. Kozmetikler hayat ı m ı zda fark ı na varamad ığı m ı z önemli roller oynamaktadır. Güzel kokunun seçilmesi ile çal ış ma performans ı n ı n yükseltilme olana ğı Koizumi (1997) taraf ı ndan kan ı tlanm ış ve kanser olas ılığı endi ş esi vanilya benzeri bir güzel koku kullan ı m ı ile azalt ı lm ış t ı r. Tüm bu etkenler gelece ğ in kozmetik formüllerini yönlendirecektir .

Kozmetik bilimi tüketicilere, tedavide ve hastal ı klar ı n önlenmesinde daha çok seçenek vermektedir. Katk ı s ı z basit nemlendiriciler egzema, psoriasis gibi deri hastal ı klar ı olanlara yard ı m etmektedir. Hoş görünmeyen ve devaml ı güzelli ğ i bozan deri incelmesi dahil, istenmeyen etkileri bulunan steroidal kremlerin kullan ı m ı n ı n azalmas ı , deri nemlenmesinin süreklili ğ ini sa ğ lar ve istenmeyen olu ş umlar ı engeller.

Kozmetiklerin, görünen psikolojik etkisinin yan ı s ı ra, kanser hastas ı kad ı nlar ı n iyile ş mesine yard ı m eden Amerikan kökenli “ İ Y İ GÖRÜN,DAHA İ Y İ H İ SSET”, oganizasyonuna da liderlik etmesidir. D ış görünümün renkli kozmetikler kullan ı larak güzelle ş tirilmesi, bir çok hastada duygular ı kamç ı layan olumlu geli ş melere neden olmu ş ve iyile ş me sürecine katk ı da bulundukla rı gözlenmiştir.

Kozmetikler hayat ı m ı zda fark ı na varamad ığı m ı z önemli roller oynamaktadır. Güzel kokunun seçilmesi ile çal ış ma performans ı n ı n yükseltilme olana ğı Koizumi (1997) taraf ı ndan kan ı tlanm ış ve kanser olas ılığı endi ş esi vanilya benzeri bir güzel koku kullan ı m ı ile azalt ı lm ış t ı r. Tüm bu etkenler gelece ğ in kozmetik formüllerini yönlendirecektir .

Stratosferdeki ozon tabakas ı n ı n incelmesi gibi çevresel endi ş eler insanları güne ş in radyasyonuna daha fazla maruz b ı rakmaktad ı r. UVB radyasyonlar ı , langerhans hücrelerinin ve deri keratinositlerinin ba ğışı kl ı k fonksiyonlar ı n ı n de ğiş mesine neden olur. Keza UVA, langerhans hücrelerinin epidermisten kaçmalarına yol açar ve epidermal hücrelerin ba ğışıklık işlemlerini de ğiş tirir. Halbuki langerhans hücreleri bazal ve squamöz hücreleri kanserlere kar şı en önemli savunma mekan i zmas ı d ı r. İnsanlar ı n uzun süren aç ı k hava etkinliklerinde, yanmadan kalabilmeleri için güne ş e kar şı önlem almalar ı gerekmektedir. Güne ş ten korunma yöntemleri, UVB’nin zararlar ı n ı ve deriye işleyen UVA radyasyonuna karş ı da korunmay ı önermektedir. Vitamin C ve E’nin formülasyonlara dahil edilmesi deriyi UV radyasyonlarının olumsuz etkilerini(foto yaşlanma gibi) azaltmaktad ı r. Renkli yüz pudralar ı , yüz kremleri, losyonlar, jeller ve vücut ürünlerinin içer iğ inde antoksidanlar ve güne ş ten koruyan aktif maddeler vard ı r. Bunlar foto ya ş lanmay ı ve güne ş in di ğ er zararl ı etkilerini en aza indirirler. Güne ş e koruyucu kozmetiklerini, formülasyon özelli ğ ine gösterilen özenle, uygulanan kozmeti ğ in cilt yüzeyinde iyi yay ı lmas ı ve ya ğ s ı z bir his sa ğ lanabilir. Bu ş ekilde güne ş ışı nlar ı ndan yarar sa ğ lanabildi ğ i gibi deri kanserleri önlenebilir ve yan ı k olmadan güne ş ten fayda sa ğ lanabilir.

Stratosferdeki ozon tabakas ı n ı n incelmesi gibi çevresel endi ş eler insanları güne ş in radyasyonuna daha fazla maruz b ı rakmaktad ı r. UVB radyasyonlar ı , langerhans hücrelerinin ve deri keratinositlerinin ba ğışı kl ı k fonksiyonlar ı n ı n de ğiş mesine neden olur. Keza UVA, langerhans hücrelerinin epidermisten kaçmalarına yol açar ve epidermal hücrelerin ba ğışıklık işlemlerini de ğiş tirir. Halbuki langerhans hücreleri bazal ve squamöz hücreleri kanserlere kar şı en önemli savunma mekan i zmas ı d ı r.

İnsanlar ı n uzun süren aç ı k hava etkinliklerinde, yanmadan kalabilmeleri için güne ş e kar şı önlem almalar ı gerekmektedir. Güne ş ten korunma yöntemleri, UVB’nin zararlar ı n ı ve deriye işleyen UVA radyasyonuna karş ı da korunmay ı önermektedir. Vitamin C ve E’nin formülasyonlara dahil edilmesi deriyi UV radyasyonlarının olumsuz etkilerini(foto yaşlanma gibi) azaltmaktad ı r. Renkli yüz pudralar ı , yüz kremleri, losyonlar, jeller ve vücut ürünlerinin içer iğ inde antoksidanlar ve güne ş ten koruyan aktif maddeler vard ı r. Bunlar foto ya ş lanmay ı ve güne ş in di ğ er zararl ı etkilerini en aza indirirler.

Güne ş e koruyucu kozmetiklerini, formülasyon özelli ğ ine gösterilen özenle, uygulanan kozmeti ğ in cilt yüzeyinde iyi yay ı lmas ı ve ya ğ s ı z bir his sa ğ lanabilir. Bu ş ekilde güne ş ışı nlar ı ndan yarar sa ğ lanabildi ğ i gibi deri kanserleri önlenebilir ve yan ı k olmadan güne ş ten fayda sa ğ lanabilir.

Kozmetiklerin etkinli ğ i sadece tüketiciler taraf ı ndan de ğ il profesyonel uzmanlar taraf ı ndan da desteklenmi ş tir. Ür ü n kalitesini de ğ erlendiren ve do ğ rulayan bilimsel ve teknik metodlar bulunmaktad ı r. Deriyi nemlendirdi ğ ini iddia eden bir ürünü bilimsel yöntemlerle de ğ erlendirebiliriz. Nitekim nem ölçerler, transepidermal su kayb ı n ı epidermisin üst tabakas ı ndan St. Corneumun d ış çevresine do ğ ru deri tepkisini ölçebilir. Ya ş lanmaya kar şı olan haz ı rl ı klara, uzun dönemde topografik analiz sistemi kullan ı larak geçilebilir. Ya ş am kalitemizin artmas ı na yönelik kozmetik ürünler etraf ı m ı z ı sarm ış durumdad ı r. Kozmetiklerle fiziksel durumumuzu koruyarak ve iyile ş tirerek estetik ve psikolojik etki sa ğ larlar. Ça ğ da ş ara ş t ı rma ve geli ş tirmelerin sa ğ lad ığı formülasyonlar ;istenen sonucu almak ve mü ş teri güvenini kazanmak için bilimsel testlere tabii tutulur. Bundan ba ş ka kozmetik ara ş t ı rmac ı lar ı , formülasyonlarda ve analitik lab o ratuar çal ış malar ı nda daha yeni ufuklara ula ş mak, ya ş am kalitesini iyile ş tirmek için ara ş t ı rma ve geli ş tirme çal ış malar ı na devam etmektedirler .

Kozmetiklerin etkinli ğ i sadece tüketiciler taraf ı ndan de ğ il profesyonel uzmanlar taraf ı ndan da desteklenmi ş tir. Ür ü n kalitesini de ğ erlendiren ve do ğ rulayan bilimsel ve teknik metodlar bulunmaktad ı r. Deriyi nemlendirdi ğ ini iddia eden bir ürünü bilimsel yöntemlerle de ğ erlendirebiliriz. Nitekim nem ölçerler, transepidermal su kayb ı n ı epidermisin üst tabakas ı ndan St. Corneumun d ış çevresine do ğ ru deri tepkisini ölçebilir. Ya ş lanmaya kar şı olan haz ı rl ı klara, uzun dönemde topografik analiz sistemi kullan ı larak geçilebilir.

Ya ş am kalitemizin artmas ı na yönelik kozmetik ürünler etraf ı m ı z ı sarm ış durumdad ı r. Kozmetiklerle fiziksel durumumuzu koruyarak ve iyile ş tirerek estetik ve psikolojik etki sa ğ larlar. Ça ğ da ş ara ş t ı rma ve geli ş tirmelerin sa ğ lad ığı formülasyonlar ;istenen sonucu almak ve mü ş teri güvenini kazanmak için bilimsel testlere tabii tutulur. Bundan ba ş ka kozmetik ara ş t ı rmac ı lar ı , formülasyonlarda ve analitik lab o ratuar çal ış malar ı nda daha yeni ufuklara ula ş mak, ya ş am kalitesini iyile ş tirmek için ara ş t ı rma ve geli ş tirme çal ış malar ı na devam etmektedirler .

KAYNAKÇA Wiliams R.: Hydroxy Acids – ASCC Posidion Paper. Cosmetics, Aerosols and Toiletries in Australia , Vol. 10, No:1; 23-24 (1996) Tatsuya Ozawa: “prologue for the 21. Centry” Tagami H., Parrish J.A. and Ozawa T.:”SKIN – Interface of a Living System “, Elsevier, pp. 117-190 (1998) Morganti P.: Active ingredientsand innoative carriers of cosmetic use to prevent skin ageing. 4. Scientific Conference of the Asian Societies of Cosmetic Chemists, pp. 50-57 (1999) Kouzumi Y., Fukuoka M., ShojiK., Kikuchi A.: Psychophysiological approach for evaluating the influence of the cosmetic fragrance in an office work setting. 3. Asian Society of cosmetic Scientists Conference Taipei, Taiwan, pp. 299-304 (1997) Lowe N., Shaath N.,Pathak M.: Sunscreen Development, Evaluation, and Regulatory Aspects; Marcel Dekker, 1997, pp. 70-71 (1997)

Wiliams R.: Hydroxy Acids – ASCC Posidion Paper. Cosmetics, Aerosols and Toiletries in Australia , Vol. 10, No:1; 23-24 (1996)

Tatsuya Ozawa: “prologue for the 21. Centry” Tagami H., Parrish J.A. and Ozawa T.:”SKIN – Interface of a Living System “, Elsevier, pp. 117-190 (1998)

Morganti P.: Active ingredientsand innoative carriers of cosmetic use to prevent skin ageing. 4. Scientific Conference of the Asian Societies of Cosmetic Chemists, pp. 50-57 (1999)

Kouzumi Y., Fukuoka M., ShojiK., Kikuchi A.: Psychophysiological approach for evaluating the influence of the cosmetic fragrance in an office work setting. 3. Asian Society of cosmetic Scientists Conference Taipei, Taiwan, pp. 299-304 (1997)

Lowe N., Shaath N.,Pathak M.: Sunscreen Development, Evaluation, and Regulatory Aspects; Marcel Dekker, 1997, pp. 70-71 (1997)

PARFÜM

Parfüm, latince, kokulu duman anlam ı na gelen “perfumum” kelimesinden geliyor. Tarihi ise oldukça eski: Günümüzden yakla şı k 5000  y ı l önce, M ı s ı rl ı lar güne ş tanr ı lar ı Râ için güne ş in do ğ u ş undan ba tışı na dek kokulu otlar yakarlard ı . Ölülerini ise kokulu ya ğ lar kullanarak mumyalar, mezarlar ı na parfüm şiş eleri ve kokulu kremler koyarlard ı . Nitekim, yap ı lan kaz ı larda M ı s ı r Firavunu Tutankhamon’un mezar ı ndan parfüm şiş eleri ve krem vazolar ı ç ı kar ı ld ı . M ı s ı rl ı lar günlük hayatlar ı nda ise kokulu ya ğ lar ve pomatlar kullan ı rd ı . Bunlar içinde en çok tercih ettikleri “kyphi” ad ı n ı verdikleri  kokulu bir ya ğ d ı . Kyphi, bal, ş arap, pirinç, mersin çiçe ğ i, safran, kat ı rt ı rna ğı ve ard ı ç özlerinden olu ş an bir kar ışı md ı . Nefertiti yasemin banyosu yapar, banyodan sonra vücuduna sandal a ğ ac ı , amber ve ender rastlanan çiçek özleri sürerdi.

Parfüm, latince, kokulu duman anlam ı na gelen “perfumum” kelimesinden geliyor. Tarihi ise oldukça eski: Günümüzden yakla şı k 5000  y ı l önce, M ı s ı rl ı lar güne ş tanr ı lar ı Râ için güne ş in do ğ u ş undan ba tışı na dek kokulu otlar yakarlard ı . Ölülerini ise kokulu ya ğ lar kullanarak mumyalar, mezarlar ı na parfüm şiş eleri ve kokulu kremler koyarlard ı . Nitekim, yap ı lan kaz ı larda M ı s ı r Firavunu Tutankhamon’un mezar ı ndan parfüm şiş eleri ve krem vazolar ı ç ı kar ı ld ı . M ı s ı rl ı lar günlük hayatlar ı nda ise kokulu ya ğ lar ve pomatlar kullan ı rd ı . Bunlar içinde en çok tercih ettikleri “kyphi” ad ı n ı verdikleri  kokulu bir ya ğ d ı . Kyphi, bal, ş arap, pirinç, mersin çiçe ğ i, safran, kat ı rt ı rna ğı ve ard ı ç özlerinden olu ş an bir kar ışı md ı . Nefertiti yasemin banyosu yapar, banyodan sonra vücuduna sandal a ğ ac ı , amber ve ender rastlanan çiçek özleri sürerdi.

Ça ğ da ş niteliklere sahip ve bilinen ilk parfüm 14. yüzy ı lda, 1370 y ı l ı nda yap ı ld ı ve güzelli ğ iyle ünlü Macar kraliçesine atfedildi. Esans ve biberiye yağı ile alkol kar ışı m ı ndan elde edilmiş, lavanta ya ğı ile zenginle ş tirilmi ş bu kar ışı ma özel bir isim verilmesi de unutulmam ış t ı : “Macar Suyu”. 16. yüzy ı lda cam sanat ı n ı n ilerlemesiyle birlikte parfümün geli ş me süreci de h ı zland ı . O y ı llarda parfümün en çok üretilip tüketildiği ülke Fransa idi. Fakat parfümün vücuda sürülmesinin hastal ı klara neden olaca ğı dü ş ünülür, parfüm sadece pis kokular ı maskelemek için kullan ı l ı rd ı . Bu nedenle giysiler, eldivenler, mendiller, hatta mücevherler bile parfü m lenirdi.  17. ve 18. yüzy ı llarda, parfüm endüstrisi oldukça geli ş ti. Özellikle Fransa'n ı n Grasse bölgesi parfüm endüstrisinin kalbi, merkezi haline geldi. 20. yüzy ı lda parfümler muhte ş em ş i ş eleriyle birer sanat eseri halini ald ı . Parfümler vücut kokular ı n ı bast ı rmak için de ğ il, ki ş iliklerin alt ı n ı çizmek için kullan ı lmaya ba ş land ı ve ça ğ da ş ya ş am ı n vazgeçilmez bir parças ı haline geldi. 

Ça ğ da ş niteliklere sahip ve bilinen ilk parfüm 14. yüzy ı lda, 1370 y ı l ı nda yap ı ld ı ve güzelli ğ iyle ünlü Macar kraliçesine atfedildi. Esans ve biberiye yağı ile alkol kar ışı m ı ndan elde edilmiş, lavanta ya ğı ile zenginle ş tirilmi ş bu kar ışı ma özel bir isim verilmesi de unutulmam ış t ı : “Macar Suyu”.

16. yüzy ı lda cam sanat ı n ı n ilerlemesiyle birlikte parfümün geli ş me süreci de h ı zland ı . O y ı llarda parfümün en çok üretilip tüketildiği ülke Fransa idi. Fakat parfümün vücuda sürülmesinin hastal ı klara neden olaca ğı dü ş ünülür, parfüm sadece pis kokular ı maskelemek için kullan ı l ı rd ı . Bu nedenle giysiler, eldivenler, mendiller, hatta mücevherler bile parfü m lenirdi. 

17. ve 18. yüzy ı llarda, parfüm endüstrisi oldukça geli ş ti. Özellikle Fransa'n ı n Grasse bölgesi parfüm endüstrisinin kalbi, merkezi haline geldi.

20. yüzy ı lda parfümler muhte ş em ş i ş eleriyle birer sanat eseri halini ald ı . Parfümler vücut kokular ı n ı bast ı rmak için de ğ il, ki ş iliklerin alt ı n ı çizmek için kullan ı lmaya ba ş land ı ve ça ğ da ş ya ş am ı n vazgeçilmez bir parças ı haline geldi. 

ÜRÜN ANALİZİ

PARFÜM ÖZELLİKLERİ Bir parfümün kokusunu yayma a ş amalar ı na nota denir.  Parfümler üst nota, orta notalar ve alt notalar olarak 3 a ş amada kokular ı n ı yayar. Üst nota: Tepe veya ba ş notas ı da denir. Parfümü s ı kt ığı n ı zda ald ığı n ı z ilk kokudur. En uçucu esanslardan olu ş ur. Ba ş notan ı n kokusu 2 ila 5 dakika içinde kaybolur. Orta nota: Kalp notas ı da denir. Parfümün "tema"s ı n ı belirleyen k ı sm ı d ı r. Kokunun cilde yerle ş mesiyle belirginleşir. Orta notan ı n kal ı c ı l ığı genellikle 20 dakika kadard ı r. Alt nota: Dip nota da denir. Parfümün gerçek ki ş ili ğ ini, kal ı c ı l ığı n ı ve ba ş ar ı s ı n ı belirleyen kıs ı md ı r. Kalıcılığ ı kulland ığ ın ı z parfümün konsantrasyonuna göre de ğ i ş ir (yakla şı k 6-8 saat). 

Bir parfümün kokusunu yayma a ş amalar ı na nota denir.  Parfümler üst nota, orta notalar ve alt notalar olarak 3 a ş amada kokular ı n ı yayar.

Üst nota: Tepe veya ba ş notas ı da denir. Parfümü s ı kt ığı n ı zda ald ığı n ı z ilk kokudur. En uçucu esanslardan olu ş ur. Ba ş notan ı n kokusu 2 ila 5 dakika içinde kaybolur.

Orta nota: Kalp notas ı da denir. Parfümün "tema"s ı n ı belirleyen k ı sm ı d ı r. Kokunun cilde yerle ş mesiyle belirginleşir. Orta notan ı n kal ı c ı l ığı genellikle 20 dakika kadard ı r.

Alt nota: Dip nota da denir. Parfümün gerçek ki ş ili ğ ini, kal ı c ı l ığı n ı ve ba ş ar ı s ı n ı belirleyen kıs ı md ı r. Kalıcılığ ı kulland ığ ın ı z parfümün konsantrasyonuna göre de ğ i ş ir (yakla şı k 6-8 saat). 

Parfüm serileri  Parfümler alkolün safl ığı na, öz ya ğ lar ı n yo ğ unluklar ı na ve kar ışı mlar ı n ı olu ş turan notalar ı n da ğı l ı mlar ı na göre konsantrasyon türlerine ayr ı l ı r. Konsantrasyonlar parfümün yay ı l ı m ı n ı , etkisini ve kal ı c ı l ığı n ı belirleyen unsurlard ı r. En fazla kullan ı lan 3 konsantrasyon, “parfum”, “eau de parfum” ve “eau de toilette”tir. Bunlar ı n yan ı s ı ra, “eau fraîche”, “eau de cologne” ve yan ürünler olarak adland ı r ı lan deodorant, sabun, vücut kremi, vücut pudras ı , du ş jeli serileri tamamlayan di ğ er konsantrasyonlard ı r.  

Parfüm serileri 

Parfümler alkolün safl ığı na, öz ya ğ lar ı n yo ğ unluklar ı na ve kar ışı mlar ı n ı olu ş turan notalar ı n da ğı l ı mlar ı na göre konsantrasyon türlerine ayr ı l ı r. Konsantrasyonlar parfümün yay ı l ı m ı n ı , etkisini ve kal ı c ı l ığı n ı belirleyen unsurlard ı r. En fazla kullan ı lan 3 konsantrasyon, “parfum”, “eau de parfum” ve “eau de toilette”tir. Bunlar ı n yan ı s ı ra, “eau fraîche”, “eau de cologne” ve yan ürünler olarak adland ı r ı lan deodorant, sabun, vücut kremi, vücut pudras ı , du ş jeli serileri tamamlayan di ğ er konsantrasyonlard ı r.  

Parfümler içlerindeki maddelerin bile ş im oranlar ı na göre farkl ı adla an ı l ı rlar. Parfüm: %20 parfüm + %80 alkol Eau de parfüm: %12 parfüm + %88 su ve alkol Eau de toilette: %9 parfüm + %91 su ve alkol Eau de cologne:%2 parfüm + az alkol + çok su Parfümler 4 ana koku grubuna ayr ı l ı r. 1-) Çiçek : çiçek ve meyve kar ışı mlar ı d ı r. 2-) Şipr : ya ğ ve reçine içeren alkolik olmayan çe ş ittir. 3-) Baharatl ı: karanfilin temel unsurlar ı n ı ta şı rlar. 4-) Oryantal : vanilya, amber, misk kokular ı n ı içerir.

Parfümler içlerindeki maddelerin bile ş im oranlar ı na göre farkl ı adla an ı l ı rlar.

Parfüm: %20 parfüm + %80 alkol Eau de parfüm: %12 parfüm + %88 su ve alkol Eau de toilette: %9 parfüm + %91 su ve alkol Eau de cologne:%2 parfüm + az alkol + çok su

Parfümler 4 ana koku grubuna ayr ı l ı r.

1-) Çiçek : çiçek ve meyve kar ışı mlar ı d ı r. 2-) Şipr : ya ğ ve reçine içeren alkolik olmayan çe ş ittir. 3-) Baharatl ı: karanfilin temel unsurlar ı n ı ta şı rlar. 4-) Oryantal : vanilya, amber, misk kokular ı n ı içerir.

Parfum  (öz) Parfümün özünü olu ş turur. Parfüm yarat ı c ı s ı n ı n üzerinde çal ış t ığı kokunun kayna ğı d ı r. Konsantrasyonlar aras ı nda kokusu en kal ı c ı oland ı r. Rötuşsuz (yenilemeden) 4 ila 6 saat arasında kal ı c ı d ı r. Dikkat! Parfüm özleri oldukça ya ğ l ı d ı r; giysilerinizde leke b ı rakabilir.   Konsantrasyon da ğı l ı m ı : Öz ya ğ lar:  % 20 ila % 40 Alkol safl ı k oran ı : % 96 Notalar ı n da ğı l ı mlar ı : % 20 üst nota, % 30 % orta nota, % 50 alt nota     

Parfum  (öz) Parfümün özünü olu ş turur. Parfüm yarat ı c ı s ı n ı n üzerinde çal ış t ığı kokunun kayna ğı d ı r. Konsantrasyonlar aras ı nda kokusu en kal ı c ı oland ı r. Rötuşsuz (yenilemeden) 4 ila 6 saat arasında kal ı c ı d ı r. Dikkat! Parfüm özleri oldukça ya ğ l ı d ı r; giysilerinizde leke b ı rakabilir.   Konsantrasyon da ğı l ı m ı :

Öz ya ğ lar:  % 20 ila % 40 Alkol safl ı k oran ı : % 96 Notalar ı n da ğı l ı mlar ı : % 20 üst nota, % 30 % orta nota, % 50 alt nota     

Eau de parfum Parfüm özüne çok yakındır. Parfüme oranla daha az kalıcıdır.   Konsantrasyon dağılımı: Öz yağlar:  % 7 ila % 14 Alkol saflık oranı: % 90 Notaların dağılımları: % 40 üst nota, % 30 orta nota, % 30 alt nota Eau de toilette En hafif koku türüdür; fazla kal ı c ı de ğ ildir. Öz ya ğ lar ile alkol safl ığı aç ı s ı ndan en dü ş ük konsantrasyona sahiptir.  Konsantrasyon da ğı l ı m ı : Öz ya ğ lar:  % 3 ila % 10 Alkol safl ı k oran ı : % 80 Notalar ı n da ğı l ı mlar ı : % 50 üst nota, % 30 % orta nota, % 20 alt nota  

Eau de parfum Parfüm özüne çok yakındır. Parfüme oranla daha az kalıcıdır.   Konsantrasyon dağılımı: Öz yağlar:  % 7 ila % 14 Alkol saflık oranı: % 90 Notaların dağılımları: % 40 üst nota, % 30 orta nota, % 30 alt nota

Eau de toilette En hafif koku türüdür; fazla kal ı c ı de ğ ildir. Öz ya ğ lar ile alkol safl ığı aç ı s ı ndan en dü ş ük konsantrasyona sahiptir. 

Konsantrasyon da ğı l ı m ı : Öz ya ğ lar:  % 3 ila % 10 Alkol safl ı k oran ı : % 80 Notalar ı n da ğı l ı mlar ı : % 50 üst nota, % 30 % orta nota, % 20 alt nota  

Bir seride bulunan parfum, eau de parfum ve eau de toilette aynı kompozisyona sahip olmayabilir. Parfüm yaratıcısı konsantrasyonlara hafiflik kazandırabilmek için, "parfum" içinde bulunan çok etkili bir notayı "eau de toilette"te kullanmayabilir.  Parfümlerin yan ürünleri ile parfümlenmek de mümkündür. Sütler, losyonlar, parfümlü yağlar da 3 ila 8 saat arasında kalıcı; 1,5 metrelik bir çember içinde yayılıcıdır. Özellikle banyo yan ürünleri parfümün en önemli tamamlayıcılarıdır. Yan ürünler arasında en kokulu ve kalıcılar olanlar banyo köpükleri ve parfümlü vücut pudralarıdır.  

Bir seride bulunan parfum, eau de parfum ve eau de toilette aynı kompozisyona sahip olmayabilir. Parfüm yaratıcısı konsantrasyonlara hafiflik kazandırabilmek için, "parfum" içinde bulunan çok etkili bir notayı "eau de toilette"te kullanmayabilir.  Parfümlerin yan ürünleri ile parfümlenmek de mümkündür. Sütler, losyonlar, parfümlü yağlar da 3 ila 8 saat arasında kalıcı; 1,5 metrelik bir çember içinde yayılıcıdır. Özellikle banyo yan ürünleri parfümün en önemli tamamlayıcılarıdır. Yan ürünler arasında en kokulu ve kalıcılar olanlar banyo köpükleri ve parfümlü vücut pudralarıdır.  

KOKU AİLELERİ  Kadın   Çiçek En büyük koku ailesidir. Taze ve neşeli aromalara sahiptirler. Temel içerikleri çiçek, çiçek yaprakları, yağ ve tohumlarıdır. Bunlara genellikle misk, ağaç, meyve, yeşil bitki notaları ile aldehitler eşlik eder.   Meyve Taze ve hafif kokulardır. Temel notaları bergamot, limon, portakal, mandalina, greyfurt, portakal çiçeğidir. Bunlara genellikle çiçek ve şipre notaları eşlik eder.   Şipre Kuvvetli esansların karışımından oluşurlar, kalıcı ve zengin içeriklidirler. Temel notaları ağaç, meşe yosunu, misk ve patçulidir. Bunlara genellikle çiçek ve meyve notaları eşlik eder. Oryantal S ı cak ve ş ehvet uyand ı r ı c ı esanslar ı n kar ışı m ı d ı r. Temel notalar ı misk, vanilya, amber, de ğ erli a ğ açlard ı r. Bunlara genellikle egzotik çiçek ve baharat notalar ı e ş lik eder.  

Kadın  

Çiçek

En büyük koku ailesidir. Taze ve neşeli aromalara sahiptirler. Temel içerikleri çiçek, çiçek yaprakları, yağ ve tohumlarıdır. Bunlara genellikle misk, ağaç, meyve, yeşil bitki notaları ile aldehitler eşlik eder.  

Meyve Taze ve hafif kokulardır. Temel notaları bergamot, limon, portakal, mandalina, greyfurt, portakal çiçeğidir. Bunlara genellikle çiçek ve şipre notaları eşlik eder.  

Şipre Kuvvetli esansların karışımından oluşurlar, kalıcı ve zengin içeriklidirler. Temel notaları ağaç, meşe yosunu, misk ve patçulidir. Bunlara genellikle çiçek ve meyve notaları eşlik eder.

Oryantal S ı cak ve ş ehvet uyand ı r ı c ı esanslar ı n kar ışı m ı d ı r. Temel notalar ı misk, vanilya, amber, de ğ erli a ğ açlard ı r. Bunlara genellikle egzotik çiçek ve baharat notalar ı e ş lik eder.  

Erkek Aromatik Dinamik ve hafif kokulardır. Temel notaları adaçayı, biberiye gibi kokulu bitki esanslarıdır. Deniz ve çiçek notaları ile zenginleştirilir. Meyve Taze ve hafiftirler. Temel notaları bergamot, portakal, limon, mandalinadır. Ağaç ve baharat notalarıyla zenginleştirilir. Ağaç Sıcak ve keskin kokulardır. Temel notaları sandal ağacı, patçuli, sedir a ğ ac ı ve vetiverdir. Baharat, deniz ve aromatik notalarla zenginle ş tirilir. Oryantal A ğı r ve egzotiktir. Temel notalar ı baharatlar, a ğ aç ve vanilyad ı r.

Erkek

Aromatik Dinamik ve hafif kokulardır. Temel notaları adaçayı, biberiye gibi kokulu bitki esanslarıdır. Deniz ve çiçek notaları ile zenginleştirilir. Meyve Taze ve hafiftirler. Temel notaları bergamot, portakal, limon, mandalinadır. Ağaç ve baharat notalarıyla zenginleştirilir. Ağaç Sıcak ve keskin kokulardır. Temel notaları sandal ağacı, patçuli, sedir a ğ ac ı ve vetiverdir. Baharat, deniz ve aromatik notalarla zenginle ş tirilir. Oryantal A ğı r ve egzotiktir. Temel notalar ı baharatlar, a ğ aç ve vanilyad ı r.

PAZAR ANALİZİ

GÜL VE GÜLYAĞI

GÜLYAĞI PAZARI Türkiye’de son y ı llarda gülya ğı d ışı ndaki uçucu ya ğ tesislerinin say ı s ı nda da art ış gözlenmektedir. Özellikle Antalya, Manisa ve Mersin, Muğla ve Hatay illerinde kurulu tesislerde kekik, defne, kı rnanesi, biberiye, kimyon, mersin, limon yapra ğı gibi aromatik bitkilerden, uçucu ya ğ lar üretilmektedir. Dünyada Türk defne ya ğı olarak bilinen laurus nobilis ad ı verilen a ğ ac ı n yapraklar ı ndan elde edilen defne ya ğı Akdeniz bölgesinde yeti ş mektedir. Ayr ı ca az miktarlarda da Ege ve Karadeniz bölgesinde de yeti ş mektedir. Türkiye’de önemli miktarlarda defne ya ğı üretilmektedir ve bununda önemli bir k ı sm ı ihraç edilmektedir. Kekik ülkemizin en önemli yabani aromatik bitkisidir. Son y ı llarda önemli miktarlarda kekik tar ı m ı da yap ı lmaktad ı r. Türkiye’de y ı lda ortalama 4 bin ton kekik üretimi yap ı lmaktad ı r. Üretilen kekik ya ğı n ı n büyük ço ğ unlu ğ u ihraç edilmektedir.

Türkiye’de son y ı llarda gülya ğı d ışı ndaki uçucu ya ğ tesislerinin say ı s ı nda da art ış gözlenmektedir. Özellikle Antalya, Manisa ve Mersin, Muğla ve Hatay illerinde kurulu tesislerde kekik, defne, kı rnanesi, biberiye, kimyon, mersin, limon yapra ğı gibi aromatik bitkilerden, uçucu ya ğ lar üretilmektedir. Dünyada Türk defne ya ğı olarak bilinen laurus nobilis ad ı verilen a ğ ac ı n yapraklar ı ndan elde edilen defne ya ğı Akdeniz bölgesinde yeti ş mektedir. Ayr ı ca az miktarlarda da Ege ve Karadeniz bölgesinde de yeti ş mektedir. Türkiye’de önemli miktarlarda defne ya ğı üretilmektedir ve bununda önemli bir k ı sm ı ihraç edilmektedir. Kekik ülkemizin en önemli yabani aromatik bitkisidir. Son y ı llarda önemli miktarlarda kekik tar ı m ı da yap ı lmaktad ı r. Türkiye’de y ı lda ortalama 4 bin ton kekik üretimi yap ı lmaktad ı r. Üretilen kekik ya ğı n ı n büyük ço ğ unlu ğ u ihraç edilmektedir.

Türkiye’de üretilen di ğ er bir aromatik bitkide lavantad ı r. Bugün İsparta bölgesinde 350 da alanda da lavanta tar ı m ı yap ı lmaktad ı r.Lavanta di ğ er aromatik bitkilere göre çok daha yüksek oranlarda (ortalama %3.5-6 arasında) ya ğ içermekte ve ekonomik ya ş a ula ş m ış 1 da lavanta tarlas ı ndan 20 Kg kadar ya ğ üretilebilmektedir. Lavanta ya ğı dünyada ticareti yap ı lan en önemli ya ğ lardan birisidir. Eskiden gülya ğı d ışı nda, sadece aromatik bitki üreticisi olan ülkemiz, son y ı llarda uçucu ya ğ üreticisi olma yolunda önemli ad ı mlar atmaktad ı r. Ülkemiz çok zengin bir bitki çe ş itlili ğ ine sahip olmas ı na ve bu bitkilerin bir ço ğ unun da tar ı m ı yap ı lacak durumda olmas ı na ra ğ men, Türkiye gülya ğı d ışı nda, di ğ er uçucu ya ğ larda dünyada önemli bir etkinli ğ e sahip de ğ ildir.

Türkiye’de üretilen di ğ er bir aromatik bitkide lavantad ı r. Bugün İsparta bölgesinde 350 da alanda da lavanta tar ı m ı yap ı lmaktad ı r.Lavanta di ğ er aromatik bitkilere göre çok daha yüksek oranlarda (ortalama %3.5-6 arasında) ya ğ içermekte ve ekonomik ya ş a ula ş m ış 1 da lavanta tarlas ı ndan 20 Kg kadar ya ğ üretilebilmektedir. Lavanta ya ğı dünyada ticareti yap ı lan en önemli ya ğ lardan b

Add a comment

Related presentations

Related pages

Dünya Lüks Tüketim ve Kozmetik Pazarı Raporu - Pazar Raporu

Denetim ve danışmanlık şirketi EY’nin “Lüks Tüketim ve Kozmetik Sektörü Finansal Durum Raporu”, sektörün 2013 yılında kan kaybettiğini ...
Read more

Kozmetik Sektörü Durum Raporu - Health & Medicine

1. kozmetİk sektÖrÜ sektör raporu. 2. durum analİzİ . ÜrÜn analİzİ . pazar analİzİ . rakİp analİzİ . fİyat analİzİ . swot analİzİ ...
Read more

helikonunbahcesi: Kozmetik Sektörü Durum Raporu

Pazarlama,Stratejik Planlama,İletişim Stratejileri,Reklam,Kültür Sanat,Edebiyat,Müzik,Hasbıhal,Paylaşım,Helikonun Bahçesi,Arka Bahçesi
Read more

Türkiye Kozmetik Ve Temizlik Ürünleri Sektör Raporu - TOBB

Türkiye Kozmetik Ve Temizlik Ürünleri Sektör Raporu - TOBB
Read more

makyaj malzemeleri sektör analizi - kozmetik-makyaj.com

makyaj malzemeleri sektör analizi kozmetik sektörü durum raporu. 9 Kozmetik Sektörü üzerine bir çalışma. DURUM ANALİZİ; 4. GÜL VE.. Makyaj ...
Read more

EY Lüks Tüketim ve Kozmetik Sektörü Finansal Durum Raporu ...

Lüks tüketim 2013’te kan kaybetti, sektörü Çin ve ABD sürükledi İstanbul, 2 Aralık 2014
Read more

Kimya Sanayisi Rekabet Gücü Raporu - ref.sabanciuniv.edu

4.Kimya Sektörü Durum Analizi 30 5. Kimya ... Sabun, deterjan, parfüm, kozmetik ve ilaçtan oluşan bu grubun sektör ... Raporu). Kimya Alt Sektörü
Read more

helikonunbahcesi

... powerpoint" title="Kozmetik Sektörü Durum Raporu">Kozmetik Sektörü Durum RaporuRead more