1998 2006 kpds_kelimeleri_listesi

50 %
50 %
Information about 1998 2006 kpds_kelimeleri_listesi

Published on February 21, 2016

Author: hacersivil

Source: slideshare.net

1. www.SeyfiHoca.com www.dilFORUM.com1 1998199819981998----2006200620062006 YILLARI KPDSYILLARI KPDSYILLARI KPDSYILLARI KPDS KELKELKELKEL ME SORULARINDA SORULAN KELME SORULARINDA SORULAN KELME SORULARINDA SORULAN KELME SORULARINDA SORULAN KEL MELERMELERMELERMELER KPDS 2006 Mayıs soundly yüksek sesle ilan etm. Ses çıkarma admission tiraf, kabul, giriş interpretation yorum, tefsir, izah detriment zarar, ziyan, hasar. departure hareket, gidiş ayrılış exclusion ret, yoksun bırakma compliance uyma; itaat preference tercih; tercih hakkı veya yetkisi; discretion kibarlık, naziklik cohesion bağlılık; yapışma subtle kurnaz, hilekâr frequent sık sık vuku bulan. demonstrative işaret sıfatı. uneasy huzursuz, rahatsız, üzgün deliberate kasti, consecutive birbirini takip eden, ardıl excessive fazla, ifrat, aşırı comprehensive anlamak, idrak etmek attractive cazibeli, cazip steady sabit, titremez, sallanmaz assert öne sürmek, söylemek, iddia etmek completely tamamen, butünüyle assess tayin etmek (vergi, para cezası v.b) deceptively aldatarak, aldatıcı bir surette. consult danışmak, baş vurmak notably epeyce/özellikle exceed geçmek, aşmak notable dikkate değer; belli discourage hevesini kırmak, cesaretini kırmak relatively nispeten KPDS 2005 Kasım pursue peşine düşmek, takip etmek disturbance karışıklık, kargaşalık recognize tanımak, kabul etmek, itiraf etmek circumstance hal, durum, keyfiyet, şart recreate canlandırmak, dinlendirmek support desteklemek; tahammül etmek, determine karar vermek, niyetlenmek denial inkâr, yalanlama ret reinstate eski haline iade etmek. destination gidilecek yer; KPDS 2006 Kasım sincere içten, samimi coincidence rastlantı, çakışma, raslantı. nasty tiksindirici, iğrenç; kötü correlation karşılıklı ilişki; korelasyon boastful övüngen; palavracı consideration önem, düşünce, saygı, dikkat unlikely olasısız, muhtemel olmayan determination azim, sebat, inat, kararlı oluş provisional geçici, interpretation yorum. tefsir. açiklama. accurately doğru olarak worldwide dünya çapinda adequately layıkıyle substantial dayanıklı; değerli, kıymetli severely şiddetle commonplace adi, sıradan, bayağı; olağan complacently kendini beğenmiş şekilde aware haberdar, farkında confidently güvenle, tereddüt etmeden liable to mesul, taahhüt altına girmiş modify bir şeyde değişiklik yapmak almost hemen hemen; yaklaşık olarak. accustom alıştırmak fairly oldukça; haklı olarak, gereği gibi resume hulasa, özet. respectively zikredildikleri sıra ile associate arkadaş, dost;; lişkilendirmek initially başlangıçta, evvela. relate anlatmak, söylemek extensively geniş bir şekilde, yaygın olarak KPDS 2004 Mayıs assigned atanmış. tahsis edilmiş recommend emanet etm, havale etm, tavsiye etm. maintained geçindirmek, bakmak, korunan reduce azaltmak, indirmek enacted kanunlaştırmak; karar vermek compelled mecbur etmek, zorkamak seized el koymak, ele geçirmek, tutmak consolidate birleştirmek, birleşmek conducted idare edilmiş, yürütülmüş impaire bozmak, zaylflatmak KPDS 2005 Mayıs intersection kesişme, kavşak surely elbette, muhakkak completion bitirme, tamamlama particularly özellikle, bilhassa interaction birbirine tesir etme recently geçenlerde, son zamanlarda perception idrak, algı

2. www.SeyfiHoca.com www.dilFORUM.com2 properly uygun şekilde; hakkıyle distraction ilgiyi başka tarafa çekmek forceful kuvvetli, şiddetli, güçlü repulsed geri çevirme, kabul etmeme obstructive engel olan compelled zorlanmış intensive şiddetli, yoğun KPDS 2003 Kasım significantly manalı bir şekilde. promise söz, vaat, taahhüt alternatively alternatif olarak, ya da describe tarif etmek, tanımlamak suspiciously şüpheli şekilde, muhtemelen inflict vermek (ağn, acı, ceza) persuasively ikna edici şekilde indicate işaret etmek, göstermek conditioanlly şartlı olarak involve bağlamak, tabi kılmak; sarmak KPDS 2004 Kasım expansion büyüme, genişleme deceit hile, yalan; hilekarlık expression ifade, deyim, ibare obligation mecburiyet, yüküm course akmak, hızla akmak alteration değiştirmek, tahvil etmek relapse yeniden nüksetmek disturbance karışıklık, kargaşalık vitality hayat, dirilik, can concern ilgi, alâka; iş introverted içine kapanık kimse exceptionally müstesna olarak, fevkalade. reserved çekingen, tutulmuş, ayırtılmış sensitively hassasiyetle self-assertive kendi fikrinde ısrar eden preferably tercihen. self-contained ağzı sıkı; kendine hakim olan impulsively düşünmeden, birdenbire submissive itaatkar uysal, boyun eğen impartially taraf tutmayarak. infinitely son derecede. susceptible çabuk müteessir olan, hassas decisively kesin olarak, katiyetle conducive to yardım eden, vesile olan conclusively kesin bir şekilde, kesin olarak available kullanışlı, hazır, elde mevcut reluctantly istemeyerek, gönülsüzlükle indulgent müsamahakâr, hoş görülü indefinitely müddetsiz olarak exclusive umuma açık olmayan, hariç tutan KPDS 2002 Mayıs enforce mecbur etmek apprehension korku, endişe, kuruntu, vesvese provide tedarik etmek sağlamak approval uygun bulma, onama exceed aşmak; üstün olmak expression ifade, deyim, ibare Inflict vermek (ağn, acı, ceza) determination azim, sebat, metanet, inat employ istihdam etmek; iş vermek reference lgi, Başvuru KPDS 2003 Mayıs reluctant istenmeden yapılan, isteksiz uniformity değişmez şekilli,aynı şekilde olan hazardous tehlikeli, rizikolu suspicion şüphe, kuşku, vehim intimate ima etmek, dolayısıyle anlatmak collaboration işbirliği, düşmanla birlik olma susceptible hassas; alıngan discretion kibarlık, naziklik relative nispi, izafi, göreli, bağıntılı productivity verimlilik. disaster felaket, belâ, musibet considerate düşünceli, saygılı rejection kabul etmemek, reddetmek predictable kehanette bulunmk, öngörülebilir admission kabul, girme müsaadesi decisive kesin, kati. denial inkâr, yalanlama ret compatible with ile uygun, birbirini tutan illusion hayal, kuruntu, hülya, provocative tahrik edici, kışkırtıcı precisely kesinlikle potentially imkan dahilinde compulsively tutkudan doğacak şekilde remarkably dikkate değer; tuhaf, garip suitably uygun bir şekilde, yerinde controversially çekişmeli, ihtilaflı flexibly uysallıkla concisely az ve öz olarak, kısaca notoriously dile düşmüş olarak memorably hatırlanacak şekilde. deduced anlamak, sonuç çıkarmak absorbed emilmiş, yedirilmiş delay ertelemek, tehir etmek emitted dışarı vermek, yaymak deceive aldatmak, yalan söylemek exchanged değişme, yerini alma withdrawn geri çekmek, geri almak cited davet etm, çağırma potentially potansiyel olarak, imkan dahilinde

3. www.SeyfiHoca.com www.dilFORUM.com3 expressing ifade etme equivalently eşdeğer şeklinde withholding stopaj, kısıtlama, tutma indifferently ilgisizce avoiding kaçınma, önleme abruptly birdenbire; disrupting bozma, engel olmak component unsur, parça, eleman declining azalmak, reddetmek, sapma immunity muafiyet, dokunulmazlık KPDS 2002 Kasım reliably güvenilir surette. previous evvel, evvelki, eski cavity boşluk; (dişçi) çürük deceitful hilekar, aldatıcı scarcity kıtlık, nadir oluş reckless dikkatsiz, kayıtsız, pervasız KPDS 2001 Kasım destructive yıkıcı, zararlı, tahrip edici. phase safha, görünüş; evre prominent meşhur, mühim; göze çarpan liability sorumluluk, mesuliyet intimidate gözünü korkutmak, sindirmek, level düzey betray ihanet etmek; ele vermek supply sağlamak, tedarik etmek violate ihlâl etmk, kanuna aykırı harkt etmek; policy politika convert değiştirmek, socially sosyal olarak fetch alıp getirmek, getirmek primarily öncelikle, aslında, esasen regulation yönetmelik/düzenleme suitably uygun bir şekilde, yerinde method yöntem, usul, metot firmly metanetle, katiyetle provision tedarik, tedarik olunan şey; reputedly rivayete göre law kanun withdrawal çekilme; geri alma; admission tiraf, kabul, giriş involvement bağlılık, ilgi retirement işten çekilme, emeklilik determination azim, sebat, metanet redundancy fazlalık; ağdalı ifade concession kabul, teslim, itiraf; promotion yükselme, terfi requirement Gereklilik, Zorunluluk resignation istifa independent bağımsız vacancy boşluk, boş yer, boş oda exclusive umuma açık olmayan, hariç tutan discovered keşfedilmiş, bulunmuş adequate elverişli, kifayetli, yeterli. complained yakınmak, şikayet etmek excessive fazla, ifrat, aşırı designed tasarlanmış, yapılmış unaccountable anlatılmaz, anlaşılmaz, sorumsuz persuaded kandırmak, ikna edilen acquiring elde ediş, edinim displayed gösterilen, gösterme denouncing itham etmek, suçlamak KPDS 2001 Mayıs deceiving aldatma, aldatış expectation bekleme, umut, beklenti repudiating reddetme endurance dayanma, tahammül, sabır recovering toparlama engagement söz, nişan, bağlılık KPDS 2000 Mayıs consistence sabitlik, yoğunluk cruise deniz gezisi combination birleştirme, birleşim, karıştırma spread yaymak, sermek, açmak exclude dışlamak, kabul etmemek flow akış, akıntı, cereyan separate ayrı, ayırmak, bölmek conduct davranmak; idare etmek, distinguish ayırt etmek, cover kapamak, örtmek, kaplamak infer ifade etmek, sonucunu çıkarmak lonesome yalnızlıktan içi sıkılmış assess tayin etmek, değer biçmek fast çabuk, tez, seri conditional şarta bağlı, şartlı reckless dikkatsiz, kayıtsız, pervasız available mevcut, uygun slippery hilekâr, güvenilmez considerable önemli, hatırı sayılır stagnant durgun, hareketsiz suitable uygun, elverişli sparsely seyrek seyrek vulnerable incinebilir, hassas nearly az daha, neredeyse, hemen hemen primarily öncelikle, aslında explanation açıklama suitably uygun şekilde, uygun process işlem, süreç, yöntem

4. www.SeyfiHoca.com www.dilFORUM.com4 efficiently verimli bir şekilde exhaustion tükenme, tüketme, yorgunluk duration süre, süreklilik expanded genişletilmiş conservation koruma accused suçlanan KPDS 2000 Kasım abolished yürürlükten kaldırma, fesh distribution dağılım, dağıtma executed uygulanmış, yürürlüğe konmuş explanation açıklama entailed icap ettirmek determination mahkeme kararı, belirleme, azim frustrated boşa çıkarmak, engel olmak complication zorluk, karışıklık innovative yenilik çıkarmak, değişiklik yapmak. negotiation görüşme, müzakere decadent batma, çökme, çöküş reversing ters çevirme, geri meagre yetersiz, eksik, az withholding stopaj, kısıtlama, tutma ambiguous belirsiz, müphem , iki anlamlı enforcing tatbik edilebilir, uygulamak poignant acı keskin ;şiddetli tesirli submitting teslim ederek, teklif etmek exceptionally müstesna olarak, fevkalade committing söz vermek, adamak ultimately eninde sonunda, nihayette. extreme aşırı, uç nokta inherently doğal olarak, doğuştan. intrinsic esas, gerçek, hakiki fluently akıcı olarak, purüzsüzce intensive yoğun apparently görünüşte, galiba; güya emphatic çarpıcı, önemli, vurgulu KPDS 1999 Kasım apparent belli, görünen consumption tüketim feasible yapılabilir, uygun decline sapma, eğilme, çökme susceptible çabuk etkilenen, hassas contingency olasılık applicable uygulanabilir, uygun conviction kanaat, inanç reliable güvenilir, sağlam expenditure masraf, harcama responsible sorumlu, approache yaklaştırmak, başvurmak vigorously gayretli, kuvvetli, hareketli substance madde, cisim awkwardly acemice interval mesafe, ara; müddet precisely kesinlikle requirement Gereklilik, Zorunluluk distinctly açıkça proportion oran, nispet reluctantly isteksizce enforce mecbur etmek repeatedly defalarca insure sigorta etmek; emniyet altına almak; scarcely güçlükle reduce azaltmak, indirmek consequently sonuç olarak restore iade etmek; geri vermek abundantly bol bol stem n:sap, gövde v:set çekm. önlemek indefinitely belirsiz bir biçimde extremely ziyadesiyle, aşırı derecede KPDS 1999 Mayıs likely muhtemel impact etki, vuruş eventually nihayet, sonunda involvement bağlılık, sarmak, ilgi indispensably zaruri olarak reference başvuru, bahsetme, kaynak favourably uygun/olumlu şekilde linkage bağlantı, zincir fanciful kaprisli,hayalperest comparison karşılaştırma faithful mümin, sadık,vefakâr, doğru, rebuke azarlamak futile boş, nafile, abes; deficiency eksiklik, kusur credible inanılır, güvenilir damage zarar kindly şefkatle; içten, gönülden obsession saplantı, sabit fikir, tıkanıklık expand büyütmek; geliştirmek frustration başarısızlık, engelleme consult danışmak, baş vurmak adopted kabul etme, benimseme improve ıslah etmek, düzeltmek, based temel, dip, dayanmış provide tedarik etmek sağlamak grafted aşılanmak, aşılı, rüşvet respect yön, husus; hürmet, saygı scattered raise kaldırmak, yükseltmek attain varmak, ulaşmak, ermek run koşmak

5. www.SeyfiHoca.com www.dilFORUM.com5 cast atma, fırlatma; atılan şey deem saymak, farz etmek allude ima etmek, kastetmek matche uymak, benzemek; eşlemek accomplishe başarmak, becermek elaborate incelikle işlemek, ihtimam etmek KPDS 1998 Kasım comply with ile uymak; itaat etmek. diagnosis Tanı resume yeniden başlamak veya devam etmek; hulasa, özet. disease hastalık, rahatsızlık, illet accomplish başarmak, becermek fury hiddet, şiddet, çıIgınlık annual yıllık patient sabırlı, dayanıklı minimal en az, en aşağı recovery geri alma; iyileşme, kendine gelme essential temelli, köklü, asli spill dökmek saçmak; düşürmek ultimate son, nihai, en son cost pahası olmak, kıymette olmak recurrent tekrar vuku bulan repair tamir etmek, onarmak fruitfully verimli olarak. drill delgi; matkapla delik açma adequately layıkıyle crew tayfa, mürettebat presently birazdan; şimdi tempt baştan çıkarmak, ayartmak notoriously dile düşmüş olarak. undermine altını kazmak, altına lâğım kazmak equivocally şüphe kaldırır bir surette perpetrate (fena bir şey) yapmak, icra etmek Prepared by Sebahattin KUPrepared by Sebahattin KUPrepared by Sebahattin KUPrepared by Sebahattin KUŞ (sefa1)(sefa1)(sefa1)(sefa1)

Add a comment

Related pages

1998 2006 Kpds Kelimeleri Listesi - Documents

yds kelimeleri yds ingilizce kelimeleri yds kelimeleri 7 yds kelimeleri yds ingilizce kelimeleri yds kelimeleri 7 yds de çıkan kelimeler sınavında en ...
Read more